Sabah balkona çıktığında, hafif bir duman kokusu çarpar yüzüne.
Bacalar çalışıyorsa, rüzgâr biraz ters esiyorsa…
Havanın taze değil, gri bir yorgunluk taşıdığını hissedersin.
Yıllardır bu ilçede hava ağır.
Şimdi konuşulan yeni bir başlık var:
Fosfojips.
Fosfojips Nedir?
Gübre üretiminin yan ürünü.
Ama “yan ürün” deyip geçmeyin. Bu aslında bir atık.
• Düşük seviyeli radyoaktivite içeriyor (radyum, uranyum),
• Asidik yapısıyla çevrede kalıcı tahribat bırakabiliyor,
• İçindeki ağır metaller (arsenik, florür, kadmiyum) yer altı suyuna sızabiliyor.
Yani:
Zehir bazen sıvı değildir. Bazen beyaz bir yığın olur.
Dünya Bu Atığı Nasıl Yönetti?
Bazı ülkeler bu işi ciddiyetle ele aldı.
Bazıları ise “hallederiz” dedi, bedelini ağır ödedi.
Kötü Örnekler
Florida – Piney Point
Depolama alanı çatladı, 800 milyon litre kirli su denize aktı.
Ekosistem çöktü. Temizlik hâlâ tamamlanamadı.
İspanya – Huelva
120 milyon ton fosfojips açıkta depolandı.
Toprak ve su kirlendi. Sağlık sorunları arttı.
Tunus – Gabes Körfezi
Fosfojips denize döküldü.
Balıkçılık çöktü. Göç başladı.
İyi Örnekler
Finlandiya
Fosfojips çift cidarlı, sızdırmaz havuzlarda depolanıyor.
7/24 izleme yapılıyor. Bir kısmı çimentoda kullanılıyor.
Almanya
Atıklar sınıflandırılıyor.
Kapatılmış maden ocaklarına gömülüyor. Tüm süreç şeffaf.
Hollanda
Fosfojips oluşumu azaltılıyor.
Atığın %80’i geri kazanılıyor. Radyoaktivite testi zorunlu.
Hepsinin ortak noktası:
Bilim, denetim, şeffaflık ve kamuya saygı.
Peki Samsun’da Ne Oluyor?
Gübre ürerim tesisi zaten kurulu.
Depolama alanı projesine ÇED onayı verildi.
Yani teknik olarak bu projede başlatılabilir.
Geriye kalan tek şey atık ne olacak?
Cevap yok!
Ama duyumlar başka bir şeyi daha işaret ediyor:
Yıllar önce halkın karşı çıkmasıyla iptal edilen,
Tekkeköy’deki dört kırsal mahallenin içinde yer alacak şekilde planlanan fosfojips atık sahası, yeniden mi gündeme geliyor?
Belgeler bu konuda açık değil.
Ama dikkat çekici bir sessizlik var.
Net yanıt veren yok, soru soran da pek az.
Üstelik Tekkeköy’de zaten uzun süredir faaliyet gösteren bir gübre tesisinin,
aktif bir atık sahası da bulunuyor. Bu tesisin atık sahasının yalnızca bir kısmında sızdırmaz HDPE zemin membran uygulaması olduğu bilinen bir gerçek.
Yeni projeyle birlikte bu çevresel yük daha da mı artacak?
ÇED sürecinde bu bütünlük gerçekten değerlendirildi mi?
Yoksa sadece “yeni yatırım dosyasına” mı bakıldı?
ÇED, yani “Çevresel Etki Değerlendirmesi”...
Adı üstünde: Etkiyi değerlendirir.
Ama sadece kâğıt üstünde değil; gerçek hayatta, sahada, sokakta, mahallede.
Bir belge değildir sadece.
Bir sorumluluk beyanıdır.
Kamuya karşı verilmiş bir söz gibidir.
Peki bu projede gerçekten ne değerlendirildi?
Eğer söz konusu plan, fosfojips gibi çevresel riski yüksek bir atığı içeriyorsa:
• Finlandiya’daki gibi çift cidarlı, sızdırmaz altyapılar öngörüldü mü?
• Almanya’daki gibi bağımsız izleme, analiz ve düzenli raporlama mekanizmaları kurulacak mı?
• Hollanda’daki gibi geri kazanım, yeniden kullanım ve atık azaltımı senaryoları çalışıldı mı?
Ve daha önemlisi…
Bu bölgenin zaten var olan atık yükü bu raporda dikkate alındı mı?
Tekkeköy’ün mevcut hava kirliliği düzeyi, yeni yüklerle birlikte yeniden analiz edildi mi?
Var olan sanayi alanlarıyla birlikte oluşacak birikimli çevresel etki bu süreçte hesaplandı mı?
Bu soruların cevapları, projenin kamuoyunda nasıl karşılanacağını belirleyecek.
Çünkü çevresel etki değerlendirmesi, yalnızca proje değil,
çevresiyle birlikte bütün bir alanın geleceği üzerine düşünmeyi gerektirir.
Yerel Yönetime Açık Bir Soru
Yatırım, üretim, büyüme…
Karşı değiliz. Aksine gerekli.
Ama çevresel yük, sosyal yükü artırıyorsa,
bu yükün adil biçimde kamuoyuyla paylaşılması gerekir.
Tekkeköy gibi zaten havayla mücadele eden bir ilçede, ek bir risk daha ekleniyorsa,
bu sadece mühendislik değil, yönetişim (etkileşim ve birliktelik içerisinde yönetim) meselesidir.
Son Söz
Tekkeköy yıllardır sanayiyle birlikte yaşamaya çalışıyor.
Ama bu ilçe artık yeni belirsizliklerin gölgesinde bırakılmamalı.
Üstü toz olan bir ilçeye,şeffaflık borçluyuz.
Not: Bu yazı kamuoyunu bilgilendirme amacıyla yazılmıştır. Açık kaynaklar, çevresel örnekler ve yerel duyumlar temel alınarak hazırlanmıştır. Süreçle ilgili resmî açıklamalar geldikçe paylaşılacaktır.












