Bu aralar yaptığım okumalar içinde
biraz da tasavvuf vardı.
Sessiz cümleler, sade öğütler, derin nefesler…
Ve o satırların arasında bir kelimeyle karşılaştım:
Esfel-i Sâfilîn.
Aşağıların en aşağısı.
Ve baştan söyleyeyim:
Bunu bir hakaret değil.
Zaten tasavvufta hakarete yer yoktur; kelimeler incitmek için değil, insanın kendini görmesi için söylenir.
Ben de tam bu sebeple bu kelimeyi not düşmek için kullanıyorum.
Çünkü mesele başkası değil;
insanın kendisiyle kurduğu mesafe.
İnsanın düşüşü,
büyük çöküşlerle değil,
küçük kaymalarla başlıyor aslında.
Kimsenin fark etmediği,
insanın kendi iç sesinin bile bazen sustuğu yerlerde.
Günümüze baktığımda şunu görüyorum:
İnsanlar artık kelimelerin ağırlığını taşımıyor;
kelimelerin gölgesine sığınıyor.
Söz var, ama sözün omurgası zayıf.
Görüntü var, ama içerik yok.
Kalabalık var, ama anlam yok.
İnsan kendine ait olan yüksekliği kaybettiğinde
bunu kimse fark etmiyor.
Hatta çoğu zaman insanın kendisi bile fark etmiyor.
Ve düşüş böyle başlıyor.
Bir duruşun içi boşaldığında…
Bir niyet hesaba dönüştüğünde…
Bir sözün arka planı kaybolduğunda…
İnsan kendine ait olmayan bir hâle alışıyor.
Ve işte tam burada başlıyor esfel denen seviye.
Bir çukur değil bu;
bir unutuluş hâli.
Tasavvufta çok büyük cümleler yoktur;
ama çok büyük hakikatler vardır.
Onlardan biri şudur:
“Kul, kendini unuttuğu yerde kaybolur.”
Bugün en çok gördüğüm şey bu kayboluş.
İnsanın kendi merkezinden uzaklaşması.
Dışarıda çok ses,
içeride az nefes…
Herkes var olmak için çabalıyor,
ama kimse kendine sormuyor:
“Ben neyin peşindeyim?”
Bu soruyu unuttukça,
insanın kendi yüksekliği de kayboluyor.
Ve yerini dolduracak dışsal hiçbir şey yok.
Bu yazıyı kimseye yazmıyorum.
Ama isteyen kendinden bir pay alır.
Çünkü insan kendi terazisini bilir.
Nerede eksildiğini bilir,
nerede toparlanması gerektiğini de bilir.
Sözün en sade, en gerçek hâliyle söyleyeyim:
Kendi iç yüksekliğini kaybeden insanı,
dışarıdaki hiçbir yüksek makam kurtaramaz.
Yükselmek, başkalarına görünmek değildir.
Yükselmek, insanın kendi vicdanına doğrulmasıdır.
Gerisi gürültüdür.












