Kıymetli okuyucularım,
Takvim yaprakları değişir; günler geçer, aylar biter. Ancak bazı tarihler vardır ki yalnızca bir gün olmanın ötesinde, bir düşünceyi, bir mücadeleyi ve ortak vicdanı temsil eder. 1 Mayıs da işte bu özel günlerden biridir.
Toplum olarak bazen bazı günleri yalnızca takvim üzerinde görür, taşıdığı anlamı ise zamanla unuturuz. Oysa 1 Mayıs; sadece bir tatil günü, meydanlarda yapılan kutlamalar ya da geçmişte yaşanan acı olayların yıldönümü değildir. Aynı zamanda insan emeğinin görünür olduğu, alın terinin, üretimin ve dayanışmanın hatırlandığı anlamlı bir gündür.
Bir ekmeğin soframıza ulaşmasından bir okulun kapısının açılmasına, hastanelerin hizmet vermesinden şehirlerin ayakta kalmasına kadar yaşamın her alanında görünmeyen büyük bir emek vardır. Kimi masa başında, kimi atölyede, kimi tarlada, kimi yolda, kimi nöbette…
Hayatın akışını sürdüren şey çoğu zaman fark edilmeyen bu emektir.
Toplum düzeni yalnızca yasalarla kurulmaz; emeğe verilen değerle de şekillenir. Çünkü emek küçümsendiğinde yalnızca çalışan değil, toplumun adalet duygusu da yara alır. Hakkın gözetilmediği yerde huzur azalır; huzurun olmadığı yerde ise güven duygusu zedelenir.
Bu nedenle mesele yalnızca ücret, mesai ya da çalışma saatlerinden ibaret değildir. Asıl mesele; insanın emeğiyle birlikte onurunun da korunabilmesidir.
Bir söz vardır:
“Ne ezen, ne ezilen; insanca, hakça bir düzen.”
Belki de bu söz yalnızca belli bir kesimin değil, toplumun tamamının ortak temennisi olmalıdır. Çünkü herkes, hayatının bir döneminde emeğinin karşılığını görmek ister. Her insan yaptığı işin fark edilmesini, saygı duyulmasını ve hakkının teslim edilmesini bekler.
1 Mayıs’ı yalnızca geçmişin acılarıyla değil, geleceğin umuduyla da okuyabilmeliyiz. Ayrışmanın değil dayanışmanın, öfkenin değil anlayışın, çatışmanın değil hakkaniyetin konuşulduğu bir toplumsal iklime her zamankinden daha fazla ihtiyacımız var.
Unutmayalım; güçlü toplumlar yalnızca üreten değil, üretenine değer veren toplumlardır.
Bahar sadece doğanın değil, vicdanın da yeniden yeşermesidir.
Birlikte; “sen-ben” demeden,
sevgiyle, saygıyla ve farkındalıkla daha güzel yarınlara…
Kazım İlhan
Sosyolog |ve Aile Danışmanı












