Merhaba kıymetli okuyucularım:
Dünya Kupası'nın ilk maçında A Milli Takımımız, Avustralya karşısında sahadan 2-0 mağlup ayrıldı. Elbette hepimiz daha farklı bir başlangıç hayal etmiştik. Sevindik, heyecanlandık, umutlandık... Sonuç istediğimiz gibi olmadığında ise üzüldük.
Ama futbolun en güzel yanı da belki burada saklıdır.
Çünkü futbol; hayat gibi sürprizlerle doludur. "Yenilmez" denilen takımlar yenilebilir, şans verilmeyen ekipler büyük zaferlere imza atabilir. Oranlar, tahminler ve beklentiler her zaman sahaya yansımaz. Taktik, mücadele, fiziksel güç, disiplin ve oyuncuların o gün ortaya koyduğu beceri sonucu belirler.
Avustralya karşısında rakibimizin fiziksel üstünlüğü ve savunma disiplini dikkat çekti. Biz ise topa daha fazla sahip olduk, daha fazla şut çektik ve zaman zaman gole çok yaklaştık. Abdülkerim Bardakcı'nın direkten dönen şutu, belki de maçın kırılma anlarından biriydi. Futbolda bazen birkaç santimetre, bazen birkaç saniye kaderi değiştirebilir.
Ancak şimdi asıl sınav başlıyor.
Erken havlu atmak mı?
Yoksa eksikleri görüp yeniden ayağa kalkmak mı?
Hayatta olduğu gibi sporda da başarı, düşmemek değil; düştükten sonra yeniden kalkabilmektir. Bugün olmadı diye yarın da olmayacak diye bir kural yoktur. Önümüzde ABD ve Paraguay maçları var. Hâlâ umut var. Hâlâ mücadele var. Hâlâ alınacak puanlar ve yazılacak yeni hikâyeler var.
Belki de bu mağlubiyet, bizi kendimize getiren bir uyanış olacaktır.
Unutmamalıyız ki eleştiri, yıkmak için değil; geliştirmek için yapılmalıdır. Herkes fikrini söyleyebilir. Taraftar üzülür, yorum yapar, eksikleri dile getirir. Fakat bunu kırıp dökmeden, umutları tüketmeden yapmak gerekir.
Çünkü bu takım bizim takımımızdır.
Sevincinde bayrağı omuzlarımıza alıyorsak, hüznünde de yanında durmayı bilmeliyiz.
Toplum olarak da çoğu zaman ilk tökezlemede umudu kaybediyoruz. Oysa çocuklarımıza, gençlerimize ve birbirimize vermemiz gereken en büyük derslerden biri şudur:
"Başarısızlık son değildir; vazgeçmek sondur."
Bugün kaybettik.
Yarın kazanabiliriz.
Önemli olan inancımızı, birlik duygumuzu ve yapıcı yaklaşımımızı kaybetmemektir.
Ayyıldızlı formayı taşıyan tüm futbolcularımızı verdikleri mücadeleden dolayı tebrik ediyor, kalan maçlarda başarılar diliyorum.
İnanıyorum ki bu hikâye burada bitmedi.
Çünkü umut; son düdük çalmadan tükenmez.
Toplumun Nefesi'nden bir not:
Eleştirelim ama kırmayalım.
Uyaralım ama umudu tüketmeyelim.
Çünkü birlikte inanabilen toplumlar, birlikte başarabilirler.
Kazım İlhan
Sosyolog ve Aile Danışmanı












