Sınavı Kazanan Mı, Hayatı Kazanan Mı?
ilhankazim778@gmail.com
Toplumun Nefesi
Kıymetli okuyucularım,
Bugün eğitimde başarı denildiğinde akla gelen ilk şey;
bir sınavı kazanmak…
Özellikle “%100 burslu” kazanan öğrenciler alkışlanıyor,
en başarılı olarak gösteriliyor.
Peki gerçekten öyle mi?
Bir sınavı kazanmak,
hayatı kazanmak anlamına gelir mi?
Artık çoğumuz aynı kaygıyı taşıyoruz:
“Çalışmak yetmiyor…” diye düşünüyoruz.
Çünkü sistem bize şunu öğretti:
Kazanan, sınavı geçen…
Ama hayat bize bambaşka bir şey gösteriyor.
Üniversiteye giren her genç,
gerçekten doğru yerde mi?
Bugün birçok genç;
ilk yıl alışmaya çalışıyor,
ikinci yıl sorguluyor,
üçüncü yıl ise kendine şu soruyu soruyor:
“Ben burada ne yapıyorum?”
Ve çoğu zaman fark ediyor ki:
Sevmediği bir yolda ilerliyor…
Çünkü yıllarca çocuklara şu soru sorulmadı:
“Sen ne istiyorsun?”
Onun yerine hep şunlar soruldu:
“Hangi meslek daha çok kazandırır?”
“Hangi bölüm daha garantili?”
Dün de böyleydi,
bugün de çoğu zaman değişmedi…
Aileler iyi niyetle ama eksik bir bakışla
çocuklarını daha çok kazandıran yollara yönlendirdi.
Ama unutulan bir gerçek var:
Her çocuk aynı yoldan gitmek zorunda değildir.
Bir çocuk;
test çözerek değil,
bir vida sıkarak,
bir saç keserek,
bir yemek yaparak da hayata tutunabilir.
Çünkü eğitim;
tek tip insan yetiştirme yarışı değildir.
Eğitim, insanın kendini bulma yolculuğudur.
Bugün çocuklar bir yarışın içinde…
Ama bu yarışın sonunda çoğu zaman geriye şu soru kalıyor:
Her kazanan mutlu mu?
Çünkü bazen sınavı kazanan,
hayatın içinde kaybolur…
Bazen de sınavı kazanamayan,
kendi yolunu bulur.
Sorun çalışmak değil…
Sorun, neden çalıştığımızı unutmak.
Sorun çocukları yarıştırmak değil…
Onları tanımadan bir yola zorlamak.
Ve belki de en önemli gerçek şudur:
“Söz, ağızdan çıkana kadar senin esirindir;
ağızdan çıktıktan sonra sen onun esiri olursun.”
Çocuklarımıza söylediğimiz her söz,
onların yarınını şekillendirir.
Sınav kazanmak bir sonuçtur…
Ama hayat kazanmak bir yolculuk.
Ve o yolculukta asıl mesele şudur:
Sınavı kazanan mı,
yoksa hayatı kazanan mı?
Birlikte, “sen-ben” demeden…
Sevgiyle, saygıyla, farkındalıkla…
Daha güzel yarınlara…
Kazım İlhan
Sosyolog Ve Aile Danışmanı
Yazarın Diğer Yazıları
- Yaz Geldi Şimdi Birbirimizi ve Şehrimizi Gözetme Zamanı - 11 Haziran 2026
- Balon Değil, Yürek Olmak! - 08 Haziran 2026
- Hicaz Makamından Yükselen Bir Nefes - 05 Haziran 2026
- Bilinçli Toplum İçin El Ele - 05 Haziran 2026
- Bir Dönemin Sesi Sustu - 04 Haziran 2026
- Bir Şarkının Altında Toplanan Yalnızlar - 30 Mayıs 2026
- Gülmek Sadece Mizah Değil, Hayata Dayanma Biçimidir - 29 Mayıs 2026
- Fırsatçılık Kazanç Değil, İtibar Kaybıdır - 29 Mayıs 2026
- Eskinin Dut Ağacı, Bugünün Beton Duvarı - 25 Mayıs 2026
- Fikirlerini Bilmekle Mümkündür - 16 Mayıs 2026
- Evlilik Sadece Nikâh Değildir - 16 Mayıs 2026
- Görünmeyen Tehlike: Tedbir mi, İhmal mi? - 13 Mayıs 2026
- Kendimize Dışarıdan Bakabilmek - 13 Mayıs 2026
- Mazeret mi, Muhasebe mi? - 10 Mayıs 2026
- Teknoloji Vitrinde Değil, Hayatın İçinde Olmalı - 06 Mayıs 2026
- Bir Maç Değil, Bir Ruh Kazandı - 02 Mayıs 2026
- Rehavete Yer Yok: Maç Bitmeden Zafer Yok - 02 Mayıs 2026
- 1 Mayıs: Emeğe Saygı, İnsana Değer - 30 Nisan 2026
- Salon Neden Dolmadı? - 29 Nisan 2026
- Üç Sessiz Tehlike: Deprem, Yangın ve Bir Nefes… - 26 Nisan 2026