Merhaba kıymetli okuyucularım;
Bir ülkenin gerçek zenginliği; otelleri, sahilleri, restoranları ya da yüksek fiyatlı menüleri değildir.
Bir ülkenin gerçek değeri; insanının vicdanı, ahlakı ve misafirine gösterdiği saygıdır.
Bugün ne yazık ki bazı tatil bölgelerinde “kolay kazanç” peşine düşen küçük fırsatçı akıllar, hem vatandaşımızı hem de ülkemize gelen turistleri mağdur etmektedir.
Bir lahmacunun 1450 liraya satılması sadece bir fiyat tartışması değildir.
Bu durum; “Ben bugün ne koparırsam kârdır” anlayışının topluma verdiği zararın açık göstergesidir.
Oysa turizm; günü kurtarma değil, güven kazanma işidir.
Bir turist ülkemize geldiğinde sadece yemek yemez…
İnsanımızı tanır.
Vicdanımızı görür.
Ahlakımızı hisseder.
Sonra ülkesine dönüp bizi anlatır.
Maalesef televizyon haberlerinde gördük…
Dünya kupası finali için ülkemize gelen bazı turistler, havaalanından stada götüren bazı taksicilerden şikâyet etti.
Fazla ücret isteyenler, fırsatı kazanca dönüştürmeye çalışanlar oldu.
Şimdi sormamız gerekiyor:
Ülkemizi neden üç-beş fırsatçı zihne teslim ediyoruz?
Bir turistin kötü hatırası sadece bir kişiyi değil; bir ülkenin imajını yaralar.
Üstelik mesele sadece restoranlar ya da taksiler de değil…
Son günlerde bazı bölgelerde daha tehlikeli yöntemlerin konuşulduğunu duyuyoruz.
Yolda araçları durdurup insanları korkutarak, “Arabadan indiniz, cezası çok büyük” diyerek para koparmaya çalışan kişilerden söz ediliyor.
Eğer böyle olaylar varsa, vatandaşlarımız çok dikkatli olmalıdır.
Kimse korkuya teslim olmamalıdır.
Bu tür durumlarda vatandaşlarımız:
Kesinlikle paniğe kapılmamalı,
Araçtan zorunlu olmadıkça inmemeli,
Kimlik göstermeyen kişilere itibar etmemeli,
En yakın trafik ekiplerine veya güvenlik güçlerine haber vermelidir.
Çünkü korku üzerinden kazanç elde etmek, insanlığa yakışmaz.
Burada sadece devletin değil; sektör temsilcilerinin, oda başkanlarının, kooperatiflerin ve şirketlerin de sorumluluğu vardır.
Bir bölgedeki kötü niyetli birkaç kişi yüzünden tüm esnaf zan altında kalmamalıdır.
Gerekirse kuralları ihlal eden araçlar ve işletmeler sektörden men edilmeli, caydırıcı yaptırımlar uygulanmalıdır.
Çünkü bazen en büyük ders; ceza değil, meslekten dışlanmaktır.
Bizim kültürümüzde misafir berekettir.
Misafiri kandırmak değil, memnun etmek esastır.
Unutmayalım…
Fırsatçılıkla kazanılan para büyümez.
Ama dürüstlükle kazanılan güven, bir ülkenin en büyük sermayesidir.
Toplumun nefesi bozulursa;
ticaret de bozulur,
güven de bozulur,
insanlık da…
Bugün ihtiyacımız olan şey daha fazla kazanç değil;
daha fazla vicdan, daha fazla denetim ve daha fazla ahlaktır.
Çünkü bu ülke; üç günlük fırsatçıların değil, dürüst insanların omuzlarında yükselir.
eksilmediği bayramlar diliyorum.
İnsanın ilim ve edebi, en büyük varlığıdır. Eskimez, çürümez, kaybolmaz.( Mevlana)
Toplumun ve ailenin en büyük ilacı doğru iletişimdir. ( Kazım İLHAN )
Kazım İlhan
Sosyolog ve Aile Danışmanı












