Merhaba kıymetli okuyucularım;
Bir önceki yazımızda ilk mağlubiyetin ardından umudumuzu kaybetmememiz gerektiğini ifade etmiştik.
Aradan geçen günlerde yine bildiğimiz manzaralarla karşılaştık.
Televizyon ekranlarında, spor programlarında ve sosyal medyada herkes konuşuyor. Kimi teknik direktör oluyor, kimi taktik uzmanı, kimi de birkaç dakikalık değerlendirmeyle takımın geleceğine hüküm veriyor.
Oysa futbol, dışarıdan göründüğü kadar kolay bir oyun değildir.
Sahada oynanan doksan dakikanın arkasında aylar süren hazırlıklar, analizler, planlar ve hesaplar vardır. Bazen bir oyuncunun anlık tercihi, bazen bir savunma hatası, bazen de birkaç santimetrelik bir fark maçın kaderini değiştirebilir.
Paraguay karşısında da benzer bir tablo izledik.
Milli takımımız topa sahip oldu, rakip sahada oynadı, pozisyonlar üretti. Ancak futbolun en önemli gerçeği değişmedi: Top ağlarla buluşmadıkça emekler sonuca dönüşmüyor.
Bir arı düşünün...
Çiçekten çiçeğe konuyor, durmadan çalışıyor. Çiçek çok, emek çok ama bal kovana ulaşmıyorsa sonuç eksik kalıyor. Milli takımımızın bu turnuvadaki görüntüsü de biraz buna benziyordu. Üretim vardı, mücadele vardı, istek vardı; ancak gol yoktu.
Elbette eksikler vardı.
Bazı oyuncular beklenen performansın altında kaldı.
Teknik heyetin tercihleri tartışılabilir.
Bunlar futbolun doğal parçalarıdır.
Ancak bugün eleştirdiğimiz oyuncuların, bizi Dünya Kupası'na taşıyan kadronun bir parçası olduğunu da unutmamalıyız. Dün alkışladığımız insanları bugün tamamen yok saymak ne adalete ne de vefaya sığar.
Başarı kadar başarısızlık da sporun gerçeğidir.
Önemli olan, yaşananlardan doğru dersleri çıkarabilmektir.
Toplum olarak bazen çok hızlı yükseliyor, çok hızlı umutsuzluğa kapılıyoruz. Oysa gelişim sabır ister. Başarı ise çoğu zaman yaşanan hayal kırıklıklarının ardından gelir.
Bugün üzgünüz.
Beklentilerimiz yüksekti.
Hayallerimiz büyüktü.
Ama bu sonuç, Türk futbolunun sonu değildir.
Şimdi yapılması gereken; öfkeyle hüküm vermek değil, sakin bir şekilde eksikleri görmek ve geleceğe daha güçlü hazırlanabilmektir.
Önümüzde ABD maçı var.
Belki tur umudu kalmadı.
Ama ay-yıldızlı formanın onuru, mücadele azmi ve milletimize verilecek moral hâlâ sahada olacaktır.
Toplumun Nefesi'nden bir not:
Eleştirelim ama kırmayalım.
Üzülelim ama umudumuzu kaybetmeyelim.
Çünkü gerçek birliktelik yalnızca kazandığımız günlerde değil, kaybettiğimiz günlerde de omuz omuza durabilmektir.
Sevgi ve saygılarımla.
Kazım İlhan
Sosyolog ve Aile Danışmanı












