Futbol; sadece kazanırken alkış toplayanların değil, kaybederken de sorumluluk alabilenlerin oyunudur.
Bir takım galip geldiğinde başarıyı sahiplenmek kolaydır. Zor olan; kaybedildiğinde bahaneye sığınmadan, gerçeği olduğu gibi kabul edebilmektir. Çünkü yenilgi de oyunun içindedir. Asıl mesele, yenilgiyi nasıl karşıladığınızdır.
Son oynanan maç sonrası yapılan açıklamalara baktığımızda, mağlubiyetin nedenleri arasında hakem kararları, eksik oyuncular ve kaçan fırsatlar ön plana çıkarıldı. Elbette futbolda hakem hataları olur. Elbette eksik oyuncular bir takımın oyun gücünü etkiler. Ancak şu soruyu sormadan geçemeyiz:
Eksik oyuncular maç günü mü öğrenildi?
Bir teknik direktör, elindeki kadroyu, rakibin gücünü, takımının zaaflarını ve olası eksikleri önceden bilir. Buna göre plan yapar, alternatif geliştirir, oyuncularını hazırlar. Eğer eksikler biliniyorsa, buna rağmen sahaya çıkan takımın ortaya koyduğu oyunun sorumluluğu da doğal olarak teknik heyete aittir.
Hakem kararları bazen maçın akışını etkileyebilir; ancak 3-0’lık bir mağlubiyeti yalnızca birkaç pozisyona bağlamak, futbolun gerçeğini eksik okumaktır.
Futbolda topa sahip olmak, oyuna sahip olmak anlamına gelmez.
Pas sayınız yüksek olabilir, top sizde kalabilir, istatistikler kâğıt üzerinde sizi önde gösterebilir. Ama rakip kaleye tehdit oluşturamıyor, üretkenlik sağlayamıyor ve sahada reaksiyon veremiyorsanız; rakamlar sadece teselli aracı olur.
Bazen skor tabelası, bütün istatistiklerden daha dürüsttür.
Kaybetmek elbette dünyanın sonu değildir. Ancak mücadele etmeden, reaksiyon göstermeden ve sonrasında mazeret üreterek kaybetmek; taraftarın asıl canını acıtan noktadır.
Taraftar kusursuz futbol istemez. Taraftar; mücadele, karakter ve sorumluluk görmek ister.
Bir camianın büyüklüğü sadece kazandığı kupalarla değil, kaybettiğinde gösterdiği duruşla da ölçülür.
Belki de bazen yapılması gereken en güçlü açıklama şudur:
“Bu yenilginin sorumluluğu bana ait. Daha iyisini yapmak zorundayız.”
Bu cümle, onlarca bahaneden daha güçlüdür.
Çünkü sadece futbolda değil, hayatın her alanında gelişim; suçlu arayarak değil, aynaya bakarak başlar.
Toplumun nefesi bize şunu hatırlatır:
Bahaneler günü kurtarır, muhasebe ise geleceği inşa eder.
Hoşça kalın.
Kazım İlhan
Sosyolog ve Aile Danışmanı












