Kıymetli okuyucularım,
Balıkesir’de Türkiye şampiyonu olan Atakum Belediyespor Boccia Takımı’nın sevincini görünce, yıllar önce hakem olarak görev yaptığım Boccia müsabakaları gözümün önüne geldi. O sahalarda yalnızca bir spor müsabakası görmedim; hayatın kendisini gördüm.
Sabırı gördüm. Fedakârlığı gördüm. Bir annenin, bir babanın evladına nasıl gözünün içi gibi baktığını gördüm.
Ve en önemlisi; insanların birbirine acıyarak değil, saygıyla baktığı bir dünyanın mümkün olduğunu gördüm.
Boccia sahasında bir annenin gözlerindeki umudu, bir babanın omuzlarından biraz olsun yükün kalktığı anı, bir çocuğun yüzündeki tarifsiz mutluluğu gördüm. İşte gerçek başarı buydu.
Çünkü bazı evlatlarımız yemeklerini bile kendi başına yiyemiyor. Bazıları tekerlekli sandalyesinden araca bindirilirken ya da araçtan indirilirken birkaç kişinin yardımına ihtiyaç duyuyor. Bir yolculukta sadece iniş-biniş bile bazen kırk beş dakikayı buluyor. Her mola yerinde duramıyorsunuz. Çünkü çoğu yerde uygun tuvalet yok, rampa yok, engelsiz lavabo yok.
İşte bu yüzden engelsiz yaşam sadece bir tabeladan ibaret olmamalıdır.
Mola yerlerinde, parklarda, kaldırımlarda, spor salonlarında, servis araçlarında, otellerde ve şehirlerin her köşesinde gerçekten uygulanmalıdır. Çünkü bu aileler yalnızca bir müsabakaya gelmiyor; yılların yorgunluğunu, korkusunu, umudunu ve mücadelesini de beraberlerinde getiriyor.
2022 yılında Kocaeli Başiskele’de düzenlenen Petkim Türkiye Boccia Şampiyonası’nda bunu çok daha yakından gördüm. Türkiye’nin dört bir yanından gelen aileler vardı. Ardahan’dan, Edirne’den, Antalya’dan, Samsun’dan gelen insanlar aynı salonda buluşmuştu.
Spor salonu ve otel adeta bir terapi merkezine dönüşmüştü.
Bir anne diğer anneye yaşadığı zorluğun nasıl aşıldığını anlatıyordu. Bir baba başka bir babaya yıllardır çözümsüz sandığı bir konunun nasıl çözülebileceğini gösteriyordu. Çocuklar ise birbirlerinin gözlerinde yalnız olmadıklarını görüyordu.
İşte o an anladım ki Boccia sadece bir spor değildir.
Boccia; bir nefes alma alanıdır. Bir umut kapısıdır. Birbirini anlayan insanların buluştuğu sessiz ama güçlü bir hayat sahasıdır.
Çünkü birçok insan için birkaç sayıdan ibaret görünen bu oyun, o aileler için hayata tutunmak demektir. Dışarı çıkmakta zorlanan bir çocuğun sahaya çıkması, alkış alması, başarması ve “Ben de varım” diyebilmesidir.
Kupalar, madalyalar, skorlar elbette çok kıymetlidir.
Atakum Belediyespor Boccia Takımı’nın Türkiye şampiyonu olması hepimiz için büyük bir gururdur. Atakum Belediye Başkanı Serhat Türkel’in sporcuları onurlandırması ve “Engelsiz Kent Atakum” sözü vermesi de çok değerlidir.
Ama kupadan daha büyük bir şey vardı.
Bir annenin yüzünde biraz huzur bırakabilmek… Bir babanın yüreğine biraz umut koyabilmek… Bir çocuğun gözlerinde biraz daha mutluluk görebilmek…
Çünkü bazen bir hakemin güler yüzü, bir yöneticinin sıcak sözü, bir görevlinin “Sizi görüyoruz” demesi; yıllardır yorulmuş bir aileye yeniden güç verebilir.
Gerçek medeniyet; en güçlülerin değil, en çok desteğe ihtiyacı olanların hayatını kolaylaştırabildiğimiz zaman başlar.
Engelsiz şehir demek yalnızca bir rampa yapmak değildir.
Engelsiz şehir; bir çocuğun parka rahatça gidebilmesi, bir annenin “Acaba tuvalet var mı?” diye korkmaması, bir babanın “Aracı nasıl indireceğiz?” diye endişe etmemesi demektir.
Bir şehir, ancak en kırılgan insanları kadar vicdanlıdır.
Atakum Belediyespor Boccia Takımı’nın başarısında emeği olan tüm sporcularımıza, ailelerine, antrenörlerine, gönüllülerine, hakemlerine ve yöneticilerine yürekten teşekkür ediyorum.
Nice başarılara… Nice umutlara… Nice ailece gülünen günlere…
Selam ve saygılarımla…
Kazım İlhan
Sosyolog ve Aile Danışmanı












