Yanımızda bir boşlukla yaşamayı öğreniyoruz artık…
Adını koyamadığımız eksikliklerle, tamamlanmamış cümlelerle.
Birine kızamadan kırılmak,
Kin tutamadan uzaklaşmak…
Belki de en ağır yük bu.
Çünkü insan bazen savaşmak istemez,
Sadece anlaşılmak ister.
Ama hayat her zaman karşılıklı yazılmıyor.
Bir taraf cümle kurarken,
Diğer taraf susmayı seçebiliyor.
Ve işte tam burada başlıyor içimizdeki sessiz çöküş…
“İsteseydi arardı” diyoruz.
Basit bir cümle gibi görünse de,
İçinde kabul edişin en ağır hali saklı.
Uzaklık mesafe değil artık…
Aynı şehirde bile insanlar birbirine kilometrelerce uzak.
Çünkü asıl mesafe, kalpte başlıyor.
Bir bakıyorsun,
Aynı gökyüzüne bakıyorsun ama
Aynı duyguda buluşamıyorsun.
İşte o zaman insan kendine soruyor:
“Ben neredeyim?”
Cevap bazen çok acı oluyor:
“Sen hâlâ onun bıraktığı yerdesin…”
Oysa hayat beklemeyi değil,
Devam etmeyi öğretiyor.
Sorumluluk varsa, yarın var.
BUNU DÜŞÜN!
Hiç kimse, bir başkasının eksikliğiyle “yarım” değildir.
İnsan, kendini unuttuğu yerde eksilir.
Ve unutma…
Gerçekten isteyen bir yol bulur.
Bulamıyorsa, belki de hiç aramamıştır.
Kendini, başkasının suskunluğunda kaybetme.
Çünkü hayat, seni beklediğin yerde değil,
Yürümeye cesaret ettiğin yolda tamamlar.
Hoşça kalın.
Kazım İlhan
Sosyolog ve Aile Danışmanı












