Merhaba kıymetli okuyucularım;
2 Nisan Dünya Otizm Farkındalık Günü
Her insan dünyaya kendi rengiyle, kendi sesiyle, kendi duygusuyla gelir. Kimi çok konuşur, kimi içine kapanır; kimi kalabalığı sever, kimi sessizliği… Ama bazı çocuklar vardır ki dünyayı bizim alıştığımız yerden değil, bambaşka bir pencereden görür. İşte otizm, o pencerenin adıdır.
2 Nisan Dünya Otizm Farkındalık Günü, yalnızca takvimde yer alan özel bir gün değildir. Bu gün; farklılığı anlamanın, önyargıları kırmanın, çocuklarımızın ve ailelerinin yanında olduğumuzu göstermenin günüdür. Çünkü otizm bir eksiklik değil; farklı bir iletişim, farklı bir algı, farklı bir yaşam biçimidir.
Bugün ne yazık ki birçok otizmli birey ve ailesi, yalnızca günlük yaşamın zorluklarıyla değil; toplumun bakışıyla, dışlanmayla, anlaşılmamayla da mücadele ediyor. Oysa en büyük ihtiyaçları acımak değil; anlaşılmak, kabul görmek ve hayatın içinde yer bulabilmektir.
Samsun’da bu yıl 2 Nisan Dünya Otizm Farkındalık Günü kapsamında anlamlı ve örnek bir etkinlik düzenleniyor. Samsun Valiliği himayelerinde, Samsun Aile ve Sosyal Hizmetler İl Müdürlüğü koordinasyonunda, Samsun Büyükşehir Belediyesi ve Samsun Otizm İl İzleme ve Değerlendirme Kurulu iş birliğiyle Cumhuriyet Meydanı’nda kurulacak “Otizm Hayatın İçinde ve Yaşayan Çadır” etkinliği, yalnızca bir program değil; bir farkındalık çağrısıdır.
Sabah saatlerinden akşama kadar sürecek bu etkinlikte; otizmli çocuklarımız için spor, sanat, ritim, tiyatro, folklor, resim, sanal gerçeklik deneyimi, bilgi stantları ve aile destek atölyeleri yer alacak. Çocuklarımız birlikte gülecek, üretecek, oyun oynayacak; aileler yalnız olmadıklarını hissedecek.
Belki de en kıymetlisi şudur: O çadırın içinde yalnızca etkinlikler değil, empati kurulacak. İnsanlar birkaç saatliğine de olsa bir otizmli çocuğun dünyasına yaklaşacak; onun seslere, kalabalığa, bakışlara, dokunuşlara nasıl tepki verdiğini anlamaya çalışacak. Çünkü farkındalık, yalnızca bilmek değildir; hissetmektir.
Otizmli bir çocuğun gözlerine bakıp onu olduğu gibi kabul etmek, bazen uzun cümlelerden daha değerlidir. Onu susturmaya değil anlamaya çalışmak, onu değiştirmeye değil yanında yürümeye niyet etmek gerekir.
Bir çocuğun elini tutarken “neden farklı?” diye değil, “ona nasıl daha iyi ulaşabilirim?” diye sorabilirsek; işte o zaman gerçek farkındalık başlamış olur.
Bugün mavi ışıklar yakmak, sosyal medyada paylaşım yapmak elbette önemlidir. Ama asıl önemli olan; yarın da aynı duyarlılığı sürdürebilmek, otizmli bireylerin eğitimde, sosyal yaşamda, sporda, sanatta ve iş hayatında hak ettikleri yeri alabilmeleri için çaba göstermektir.
Çünkü otizm hayatın dışına itilmesi gereken bir durum değil; hayatın içinde birlikte yaşanması gereken bir gerçektir.
2 Nisan’da Cumhuriyet Meydanı’nda kurulacak o çadır, aslında hepimize bir şeyi hatırlatacak:
Farklılık, eksiklik değildir.
Sevgi, anlayış ve sabırla her çocuk hayata daha güçlü tutunur.
Ve hiçbir aile, bu yolculukta kendini yalnız hissetmemelidir.
Otizmi görmek değil, hissetmek zamanı
Selam ve saygılarımla…
Kazım İlhan
Sosyolog ve Aile Danışmanı












