Bugün...
Belki ülkemizin gündemindeki meseleleri yazabilirdim.
Ekonomiyi...
Dış politikayı...
Yerel meseleleri...
Ya da Türk siyasetinde tartışılan sıcak başlıklardan birini...
Ama bugün farklı bir gün.
Bugün, günlük siyasetin ötesinde anlam taşıyan bir tarihin yıl dönümü.
Bugün, Başbuğ Alparslan Türkeş'in kutlu emanetini devralarak Milliyetçi Hareket Partisi Genel Başkanlığı görevine seçilen Liderimiz Sayın Devlet Bahçeli'nin geride bıraktığı yirmi dokuz yılın ve otuzuncu liderlik yılına adım atışının günü.
Böylesine anlamlı bir günde, gündemi değil...
Türk milliyetçiliğine adanmış onurlu bir ömrü...
Devlete adanmış bir mücadeleyi...
Ve kutlu davaya duyulan sarsılmaz sadakati yazmak istedim.
Takvimler 6 Temmuz 1997'yi gösteriyordu.
Milliyetçi Hareket Partisi'nin büyük kurultayında, delegelerin iradesiyle Sayın Devlet Bahçeli Genel Başkan seçildi.
O gün yalnızca yeni bir genel başkan belirlenmedi.
Başbuğ Alparslan Türkeş'in kutlu emaneti, ehil ellere teslim edildi.
Aradan tam yirmi dokuz yıl geçti.
Bugün ise otuzuncu yılın ilk günü.
Kolay değil...
Yirmi dokuz yıl boyunca Türk siyasetinin tam merkezinde olmak.
Yirmi dokuz yıl boyunca her türlü siyasi fırtınanın içinde yer almak.
Yirmi dokuz yıl boyunca Türk milletinin geleceğini ilgilendiren her meselede sorumluluk üstlenmek.
Türkiye, bu süre içerisinde sayısız badire atlattı.
Terörle mücadelede en kritik dönemler yaşandı.
28 Şubat'ın izleri silinmeye çalışıldı.
Cumhurbaşkanlığı seçimleri üzerinden krizler yaşandı.
15 Temmuz hain darbe girişimiyle devletimiz hedef alındı.
Sınırlarımızın hemen ötesinde yeni tehditler ortaya çıktı.
Bölgesel savaşlar...
Küresel güç mücadeleleri...
Ekonomik dalgalanmalar...
Ve içeride milli birlik ile beraberliği hedef alan nice girişim...
Bütün bu süreçlerde Sayın Devlet Bahçeli'nin ortaya koyduğu siyasi duruş ve stratejik adımlar, Türk siyasetinin en çok konuşulan başlıklarından biri oldu.
Kimi zaman yaptığı çağrılar ilk gün tam olarak anlaşılamadı.
Kimi zaman ortaya koyduğu irade yoğun tartışmalara konu oldu.
Ancak zaman ilerledikçe, birçok siyasi gelişme onun değerlendirmelerine farklı bir anlam kazandırdı.
Bugün dönüp baktığımızda görüyoruz ki, Türk siyasetinin kritik dönemeçlerinde yaptığı birçok çıkış, yalnızca günü değil, Türkiye'nin geleceğini de dikkate alan bir perspektifle şekillenmiştir.
Sayın Devlet Bahçeli'nin siyaset anlayışını tek bir cümlede özetlemek gerekirse, bunun en güçlü ifadesi yıllardır dile getirdiği şu ilke olmuştur.
"Önce ülkem ve milletim, sonra partim ve ben."
Bu söz, sadece bir siyasi söylem değildir.
Geride kalan yirmi dokuz yılın ruhudur.
Çünkü zaman zaman siyasi bedeller ödenmesi pahasına ortaya konulan irade, çoğu zaman parti hesaplarının değil, devletin ve milletin geleceğinin öncelediği bir anlayışın yansıması olarak değerlendirilmiştir.
Cumhur İttifakı'nın inşasından Cumhurbaşkanlığı Hükûmet Sistemi'ne uzanan süreçte...
Milli güvenliği ilgilendiren meselelerde...
Terörle mücadelede...
Devletimizin bekasını ilgilendiren her başlıkta...
Ortaya koyduğu tavır, Türk siyasetinde iz bırakan önemli kırılma anlarının bir parçası olmuştur.
Bugün geriye dönüp baktığımızda, yalnızca uzun bir genel başkanlık süresi görmüyoruz.
Başbuğ Alparslan Türkeş'ten devralınan kutlu emaneti görüyoruz.
Yirmi dokuz yıldır büyük bir sorumlulukla taşınan bir davayı görüyoruz.
Türk milletinin birliğini ve Türk devletinin bekasını önceleyen onurlu bir mücadeleyi görüyoruz.
Ben de çocuk yaşlarda adım attığım Ülkü Ocakları'nda, Liderimiz Sayın Devlet Bahçeli'nin yol göstericiliğinde yetişen bir ülkücü olarak, geride bırakılan yirmi dokuz yılın büyük kısmına şahitlik eden neslin bir ferdi olmanın bahtiyarlığını taşıyorum.
Bizler için bu otuzuncu yıl, yalnızca bir yıl dönümü değildir.
Başbuğ'dan alınan emanete duyulan sadakatin...
Liderimize duyulan güvenin...
Ve kutlu davamıza olan bağlılığın bir kez daha perçinlendiği anlamlı bir eşiğin adıdır.
Bilge Liderimiz Sayın Devlet Bahçeli, geride bıraktığı yirmi dokuz yılda yalnızca Milliyetçi Hareket Partisi'ne değil, Türk siyasi hayatına da yön veren önemli bir lider olarak iz bırakmıştır.
Otuzuncu liderlik yılının; Türk milleti, devletimiz, Milliyetçi Hareket Partimiz ve kutlu davamız adına hayırlara vesile olmasını temenni ediyor, Cenab-ı Allah'tan Liderimize sağlık, afiyet ve hayırlı uzun ömürler diliyorum.












