Bizim mahallede eleştiri zor sevilir.
Çünkü eleştiri çoğu zaman yanlış anlaşılır.
Hemen “karşı tarafta mısın?” diye sorulur.
Bu yazı bir karşı cepheden yazılmadı.
Bu yazı bir muhalefet refleksiyle hiç yazılmadı.
Ama sorulması gereken sorular var!
Seçim döneminde Mustafa Candal’a destek verdim.
63 mahallede yapılan toplantıların en az kırkına katıldım.
Salonlarda, sokaklarda, kahvehanelerde dinledim.
Not aldım. Bazı soru işaretleri vardı ama neyse!
Hatırlıyorum.
“Hasan gibi değil, adam gibi yöneteceğiz” denmişti.
Bu ifade Tekkeköy’de karşılık buldu mu tartışılır.
Ama iktidarın adayı, Cumhur İttifakının adayı olması,
ipi göğüslemesini sağladı.
Bugün Tekkeköy’de konuşulan mesele,
basit bir maaş gecikmesi değildir.
Bugün konuşulan mesele,
yönetimin hesap verme biçimidir.
Haberlerde geçen rakamlar var.
Ben eklemiyorum.
Ben uydurmuyorum.
Yazılanı soruyorum. Doğru mu diye?
Deniliyor ki;
son 3 ayda belediye kasasına 297 milyon lira girdi.
Yine deniliyor ki;
son 21 ayda,
yer satışları,
vergi gelirleri,
hibeler
ve belediye işletmelerinden
toplamda yaklaşık 2 milyar lira gelir elde edildi.
Bu rakamlar doğruysa,
maaş neden konuşuluyor?
Doğru değilse,
neden çıkıp net bir şekilde “doğru değil” denmiyor?
Şeffaflık tam da burada başlar.
Şeffaflık;
kriz büyüyünce gündem olmak değildir.
Şeffaflık;
rakamlar konuşulurken susmak hiç değildir.
Şeffaflık;
“Kasaya şu kadar girdi,
şu kadarı buraya harcandı,
şu kadarı borçlara gitti,
şu kadarı maaş için yeterli olmadı”
diyebilmektir.
Bugün Tekkeköy’de eksik olan şey,
para kadar,
bu açıklıktır.
Müfettiş belediyeye geldi mi?
Peki neden? Kim gönderdi?
Eğer ortada bir usulsüzlük yoksa,
bu denetime neden ihtiyaç duyuldu?
Eğer varsa,
bu noktaya nasıl gelindi?
Ve daha düşündürücü olan şudur:
Müfettiş geldikten sonra bazı ödemelerin yapılabildiği konuşuluyorsa,
demek ki mesele imkânsızlık değil,
öncelik meselesidir.
Seçim döneminde dile getirilen
“yönetimde adaletli olacağız” iddiası,
tam da burada anlam kazanır ya da zayıflar.
Sağlıklı bir yönetim anlayışı;
rakamları saklamaz.
Sağlıklı bir yönetim anlayışı;
“sonra açıklarız” demez.
Sağlıklı bir yönetim anlayışı;
en zor zamanda bile,
bu ilçeye açıkça hesap verebilmeyi gerektirir.
Ben bu satırları, karşıtlık olsun diye yazmıyorum.
Benim siyasi görüşümü de kimliğimi de herkes bilir.
Ben bu satırları, “aynı mahalleden”
verdiğim desteğin bana yüklediği sorumlulukla yazıyorum.
Bir Tekkeköylü olarak soruyorum:
Eğer son 3 ayda 297 milyon lira kasaya girdiyse,
bu para nereye gitti?
Eğer 21 ayda 2 milyar lira gelir elde edildiyse,
maaş neden hâlâ konuşuluyor?
Ve eğer şeffaflık sözü verildiyse,
bu sorular neden cevapsız?
Önünüzde 3 yıl daha var.
Geride kalan 2 yılın performansı ise artık herkesin malumu.
Bu tablonun değişmesi,
ne yeni mazeretlerle
ne de suskunlukla olur.
Şeffaflık şarttır.
Rakamlar açıkça konuşulmalı,
gelir–gider dengesi gizlenmeden ortaya konmalıdır.
Ve bu süreci taşıyacak olanlar,
yakınlıkla değil,
liyakatle seçilmiş kadrolar olmalıdır.
Üç yıl,
doğru adımlar atılırsa yeterlidir.
Ama şeffaflık ve liyakat yoksa,
bu tablo düzelmez; daha kötüye gidecektir.
Benden söylemesi!












