Papa 14. Leo’nun İznik’e gelişini sıradanlaştıran herkes yanılıyor.
Bu, ajandalara yazılan bir ziyaret değil.
Bu, tarihin karanlıkta bekleyen bir cümleyi yeniden aydınlığa çıkarmasıdır.
İznik bugün dillerde dolaşıyor ama kimse özünü söylemiyor.
Ben söyleyeyim:
Bir zamanlar Haç’ın kurduğu masa,
asırlar önce Hilal’in nefesiyle devrilmişti.
Şimdi o masanın etrafında yeniden bir yoklama yapılıyor.
Ulusal basında okuduklarım hep aynı çizgide:
Diplomasi var.
Protokol var.
“Mesaj içeriyor” diyenler var.
Ama hepsi yüzeyde dolaşıyor.
Derine inmeye cesaret eden çok az.
Çünkü meselenin özü Papa değil.
Konsil değil.
Yıl dönümü hiç değil.
Asıl mesele, tarihin Haç ile Hilali ilk kez karşı karşıya getirdiği noktaya
1700 yıl sonra tekrar bakılmasıdır.
Birinci Konsil, kendi döneminde büyük bir arayıştı.
Düzeni toparlamak istediler.
Çatlakları kapatmak istediler.
Kapanmadı.
Ardından tarih yeni bir güç çağırdı.
Anadolu’dan doğan,
İstanbul’u fetheden,
Balkanlara yürüyen,
dünyayı yeni bir dengeye oturtan bir güç…
Ve o andan sonra İznik’in anlamı değişti.
Bir dönemin başlangıcı,
başka bir dönemin gölgesine dönüştü.
Bugün Papa’nın buraya gelişi,
işte o gölgenin hâlâ yerinde olup olmadığını yoklamaktır.
Haç’ın kadim sezgisiyle,
Hilal’in tarihe sinmiş duruşunu tartmaktır.
Su altındaki eski bazilikanın bir anda gündeme taşınması da boşuna değil.
Yıllarca sessiz duran taşlar,
şimdi yeniden konuşturuluyor.
Bu, tarihin oyunlarından biridir:
Suyun altından çıkarır,
yüzeyde anlam aratır.
Ama kimse şunu unutmamalı:
Bu coğrafyada Haç ile Hilalin mücadelesi açık bir savaş değildir;
bir hafıza savaşıdır.
Kimin hatırladığı,
kimin unutturmak istediği,
kimin durduğu önemlidir.
Ulusal basın bu derinliğe pek inmedi.
Oysa gerçek, kelimelerin arasındadır:
Papa İznik’e geldi çünkü bir şey ölçmek istedi.
Bu toprakların ne kadarını hatırladığını,
ne kadarını hâlâ taşıdığını…
Fakat bu topraklarda hafıza kolay silinmez.
Sessizlik zayıflık değildir.
Bir adım geri durmak, geriden izlemek değildir.
Bu toprakların duruşu bir karakterdir.
Haç zaman zaman geri döner,
Hilal zaman zaman sessizleşir,
ama denge hiçbir zaman ziyaret edenin lehine kurulmaz.
Çünkü bu tartışmanın son cümlesi hiç kimsenin değildir.
Son cümle, hakikate aittir.
Ve hakikat, Saff Suresi 8. Ayet’te apaçık söylenir:
“Onlar ağızlarıyla Allah’ın nurunu söndürmek istiyorlar.
Oysa kâfirler hoşlanmasa da Allah, nurunu tamamlayacaktır.”
İşte bütün mesele budur.
Bu ayet, sadece kapanış değil;
İznik’te başlayan hesabın
bugüne kadar neden bitmediğinin cevabıdır.












