Samsun’da yeni OSB’ler yükseliyor.
Yeni yollar açılıyor.
Yeni parseller hazırlanıyor.
Şehir kendine yer açıyor.
Ama mesele yer değil.
Mesele…
o yere kimin geleceği.
Bugün sahaya baktığınızda şunu görüyorsunuz:
Aynı firmalar,yeni adresler.
Daha düzenli, daha geniş, daha planlı.
Güzel.
Ama bu tablo bir sıçrama değil.
Bu…yer değiştirme.
Şimdi durup sade bir şey soralım:
Aynı oyuncularla,saha değişinceoyun değişir mi?
Samsun’un bugün ihtiyacı olan şey çok net.
Yeni yatırımcı.
Şehre ilk kez gelen.
Kendi ağırlığıyla gelen.
Geldiğinde sadece yer kaplamayan,
denge kuran.
Çünkü bazı yatırımlar vardır…
Gelir.
Sadece fabrika kurmaz.
Şehrin ritmini değiştirir.
Yanına başka yatırımları çeker.
Yeni bir cümle başlatır.
Samsun’un ihtiyacı olan tam da bu.
Bir dönem bu cümle kurulmuştu.
Bir isimle.
Chery
Bu sadece bir yatırım değildi.
Bir eşikti.
Bir beklentiydi.
Bir “artık Samsun da oyunda” hissiydi.
Bugün…
Sahada sessizlik var.
Ve bu sessizlik,
ister istemez başka bir soruyu büyütüyor:
Biz gerçekten yatırım mı çekiyoruz…
yoksa sadece yer mi hazırlıyoruz?
Bir de işin başka bir tarafı var.
Bu tablo,dışarıdan bakıldığında
yanlış bir algı üretmeye de açık.
Aynı firmalar yeni alanlara geçerken,
yeni isimler görünmüyorsa…
Toplumda “acaba sadece alan mı el değiştiriyor” sorusu doğabilir.
Bu doğru olmak zorunda değil.
Ama algı…en az gerçek kadar etkilidir.
Çünkü yatırım gelmezse…
En yeni OSB bile
boş bir vitrine döner.
Parsellenmiş bir umut olur.
O yüzden mesele çok net:
Samsun’un yeni alanlara değil,yeni aktörlere ihtiyacı var.
Yeni isimlere.
Yeni hikâyelere.
Yer açmak kolay.
Asıl mesele…
O yere gelmek isteyecek
hikâyeyi kurabilmek.
Yoksa…
OSB yeni olur.
Ama şehir…aynı kalır.












