Bir Kurban Bayramı’na daha ulaştık.
Kimimiz aynı sofrada buluşacak, kimimiz eksik sandalyelere bakacağız.
Ama bayram dediğimiz şey, sadece takvimde duran bir gün değildir.
Bayram hatırlamaktır.
Anneyi…
Babayı…
Bir mezar taşının başındaki sessizliği…
Bir yetimin mahzun bakışını…
Bir garibin içinde büyüttüğü umudu…
Çünkü kurban, sadece kesilen değildir.
Kurban nefse karşı verilen mücadeledir.
Kibre karşı gösterilen sabırdır.
Paylaşmanın, bölüşmenin, insan kalabilmenin adıdır.
Bugün dünyanın birçok yerinde çocuklar bayram sabahına korkuyla uyanıyor.
Gazze’de…
Doğu Türkistan’da…
Mazlum coğrafyaların sessiz kalan sokaklarında…
Bir yanda oyuncak sesi olması gereken evlerde, bomba sesleri yankılanıyor.
İşte tam da bu yüzden, bizim bayramlarımız sadece sevinç değil, aynı zamanda büyük bir vicdan muhasebesidir.
Bu millet, zor günlerde birbirine omuz vermeyi bilen bir millettir.
Komşusunu gözeten, sofrasını paylaşan, kapısını darda kalana kapatmayan bir medeniyetin çocuklarıyız.
Bayramlar da bize bunu yeniden hatırlatır.
Kırgınlıkların küçüldüğü, selamın büyüdüğü, gönüllerin birbirine biraz daha yaklaştığı günlerdir bayramlar.
Belki bu bayram, bir telefonu daha erken açmalıyız.
Belki uzun zamandır aramadığımız bir büyüğümüzün sesini duymalıyız.
Belki de en çok, kalbimizi temizlemeliyiz.
Çünkü insanın içi huzurlu değilse, dışarıdaki hiçbir bayram tam olmaz.
Bu vesileyle, başta Samsunlu hemşehrilerim olmak üzere, aziz milletimizin ve Türk-İslam âleminin Kurban Bayramı’nı gönülden tebrik ediyorum.
Rabbim birliğimizi bozmasın, devletimizi daim, milletimizi güçlü kılsın.
Ve bizlere, vicdanını kaybetmemiş bir toplum olarak nice bayramlara ulaşmayı nasip etsin.












