İşlerimin yoğunluğundan dolayı geçen hafta yazamamıştım.
Ama ortalık kaynıyor.
Gündemde;
Samsun Şehir Hastanesi…
Aslında bugün övgü alması gereken bir yatırım.
Karadeniz’in sağlık yükünü taşıyan bir şehre,
Böylesine büyük bir sağlık kompleksinin kazandırılması küçümsenecek bir mesele değildir.
Yıllardır konuşulan:
Yatak ihtiyacı,
Yoğun bakım ihtiyacı,
Randevu yoğunluğu,
artan bölgesel sağlık yükü…
Demek ki devlet,
Samsun’un artık mevcut kapasiteyle taşınamayacağını gördü.
İşte Şehir Hastanesi bu vizyonun ürünüdür.
Bu yatırımın başlamasında emeği olanlar,
Ankara’da süreci zorlayanlar…
Ödenek bulanlar…
Takip edenler aslında bugün eleştiri değil!
Takdir almalıydı.
Özellikle Mehmet Muş’un projeyi yakından takip ettiği,
yatırımın tamamlanması için ciddi siyasi mücadele verdiği herkesin malumu.
Ve açık konuşalım…
Bugün Samsun’da böyle bir yatırım yükselmişse,
bu şehir adına önemli bir kazanımdır.
Ama gelinen noktada,
vatandaşın konuştuğu şey yatırımın büyüklüğü değil.
Yaşadığı zorluklar.
Trafik…
Otopark…
Ulaşım yoğunluğu…
Sabah saatlerinde oluşan araç kuyrukları…
Park alanı bulamayan vatandaşlar…
Aynı noktaya yığılan büyük insan hareketi…
İnsanlar artık hastaneyi değil,
hastaneye ulaşmayı konuşuyor.
Ama mesele sadece bunlarla da sınırlı değil.
Şehirde konuşulan başka sorunlar da var.
Uzayan yön bulma süreçleri…
Dev yapı içinde yaşanan karmaşa…
Bazı polikliniklerde oluşan yoğunluk…
Randevu baskısının hâlâ tam çözülememesi…
Vatandaşın bir işlem için uzun mesafeler yürümek zorunda kalması…
Hasta yakınlarının saatlerce beklemek zorunda kalması…
Ve bütün bunların yanında şehirde başka bir soru daha büyüyor:
Madem Samsun’un sağlık yükü bu kadar büyüktü,
neden mevcut sağlık kapasitesi aynı güçle korunmadı?
Çünkü Eğitim Araştırma Hastanesi’nin büyük bölümü Şehir Hastanesi’ne taşındı.
Boşalan Eğitim Araştırma Hastanesi’ne ise Samsun Gazi Devlet Hastanesi’nin taşınacağı konuşuldu.
Ama süreç hâlâ tamamlanmadı. Bildiğim kadarıyla başlamadı bile.
Üstelik şimdi Gazi Devlet Hastanesi’nin de yıkılacağı yönündeki iddialar konuşuluyor.
İşte vatandaş burada durup şunu soruyor:
Madem yatak ihtiyacı devam ediyor…
Madem yoğun bakım ihtiyacı hâlâ konuşuluyor…
Madem randevu yoğunlukları sürüyor…
O zaman neden mevcut hastane kapasitesi küçülüyor algısı oluşuyor?
Aslında bugün eleştirilerin temelinde tam olarak bu var.
Çünkü Samsun’un sağlık yükü azalmadı.
Tam tersine…
Karadeniz’in sağlık merkezi olma yükü her geçen yıl büyüyor.
Ordu’dan gelen var.
Sinop’tan gelen var.
Amasya’dan gelen var.
Tokat’tan gelen var.
Böyle bir şehirde,
sağlık hizmetinin tek merkezde yoğunlaşması doğal olarak başka sorunları da büyütüyor.
Ve açık konuşalım…
Bugün yaşanan sorunların müsebbibi,
bu yatırımı başlatanlar değil.
Bu yatırımı Ankara’da takip edenler de değil.
Sorun,yerelde sürecin aynı ciddiyetle yönetilememesidir.
Çünkü büyük yatırım yapmak başka şeydir.
O yatırımı şehirle birlikte doğru planlamak başka şeydir.
Sağlıkta bir geçiş süreci yönetiliyordu.
Ama görünen o ki,yerel bürokrasi bu sürecin büyüklüğünü tam okuyamadı.
Bugün Samsun’da konuşulan tablo bunu gösteriyor.
Ve mesele sadece sağlık da değil.
Ardı gelen ve Mehmet Muş’un mücadele verdiği birçok yatırım konuşuluyor.
Yeni OSB süreçleri konuşuluyor.
Yeni yatırım alanları konuşuluyor.
Eğer aynı anlayış devam ederse, yarın benzer problemleri başka alanlarda da konuşuruz.
İşte tam da bu yüzden,
Samsun adına büyük mücadele veren,
Ankara’da bu yatırımlar için ağırlığını koyan Mehmet Muş bence bunu hak etmiyor.
Çünkü ortaya koyulan siyasi irade büyük.
Ama yerelde aynı ciddiyetle yönetilemeyen süreçler,o emeğin önüne geçiyor.
Kalın sağlıcakla.












