Bir Yenidoğan Hikâyesi
16.10.2025 Perşembe…
Saat 09:24…
Oğlumuz Gürkan Ali EREN dünyaya merhaba dedi. Rabbime hamdolsun. Tarif edilmesi zor, insana hayatı yeniden hatırlatan, şükürle başlayan bir an yaşadık.
Bu sürecin ilk başlarından itibaren yanımızda olan Kadın Doğum Uzmanımız Op. Dr. Bülent Sürücü Bey’e özel bir teşekkür borcum var. Kendisi yalnızca mesleki bilgisiyle değil, insani yaklaşımı, sükûneti, tecrübesi ve babacan duruşuyla bize güç verdi. En kritik anlarda paniğe yer bırakmayan güçlü karakteriyle, güvenin ve ehliyetin sağlıkta ne kadar önemli olduğunu bir kez daha gösterdi. Emeği büyüktür, hakkı ödenmez. Allah razı olsun.
Ayrıca sürecimizde emek veren, ilgisini ve desteğini bizden esirgemeyen kıymetli hastane yöneticilerini de anmak isterim. Bu süreçte yanımızda olan Barış Burkay Avşar ve Denizhan Ekinci Beylere ,Nilgün Akgün Hanımefendiye hem nezaketi hem de yönlendirici iletişimiyle bu sürecin doğru şekilde ilerlemesinde destekleri için teşekkür ederim.
Oğlumuzun ilk muayenesini yapan Çocuk Hastalıkları Uzmanı Dr. Uğur Kılıç Beyefendi hem bilgisi hem de insana güven veren tavrıyla içimize su serpti. İyi ki varlar.
Ve elbette işin görünmeyen kahramanları: güler yüzlü ebeler, fedakâr hemşireler ve büyük bir disiplinle çalışan tüm sağlık personeli… Sağlık, bir ekip işidir. O gün o ekip ruhunu gördük, hissettik. Hepsine ayrı ayrı teşekkür ediyorum.
Bu uyumlu ekibin arkasındaki liderliği de unutmamak gerekir. Süreci başarıyla yöneten, ekip uyumunu sağlayan Medicana International Samsun Hastane Genel Müdürü Güner Armutlu Bey’e ayrıca teşekkür ediyorum. Sağlık yönetimi yalnızca masa başında alınan kararlarla değil, sahada kurulan güçlü sistemle başarılır. Biz o sistemi gördük, yaşadık.
Bu satırlar sadece bir hatıranın ifadesi değil. Aynı zamanda Türkiye’nin sağlık gücünün bir yansımasıdır. Devletimizin insana dokunan sağlık yaklaşımının bir göstergesidir. Sağlık yatırımlarının ve doğru yönetildiğinde ortaya çıkan başarının canlı bir örneğidir.
Fakat burada bir virgül koymak gerekiyor.
Çünkü bu şehirde sağlık alanında güzel şeyler oluyor evet; ancak konuşmamız gereken ciddi sorunlar da var.
Bu yazı sadece teşekkür etmek için yazılmadı. Samsun’da sağlık gerçeğini konuşmak, bu şehrin sağlıkta güçlü
yönlerini sahiplenirken sorunlarına da cesaretle dokunmak gerekiyor.
Neden Özel Hastane?
Samsun’da kimse keyfinden özel hastaneye gitmiyor.
Millet, mecbur kaldığı için gidiyor.
Çünkü devlet hastaneleri var ama yönetilemiyor.
Sorun sistemde değil, idarede.
Bunun en açık örneği: Samsun Kadın Doğum ve Çocuk Hastalıkları Hastanesi.
Giden bilir. Gitmeyen de duyar.
Koridorlar karışık, bekleme süreleri uzun, düzen yok.
Ama asıl mesele bu değil.
Asıl mesele insana dokunmayan bir yönetim anlayışı.
Doğum servislerine erkek alınmıyor.
Mahremiyet gerekçesiyle...
Ama mahremiyet bahanesiyle insanlık sınanıyor.
Bir dede torununu göremiyor,
Bir amca, bir dayı o heyecana şahit olamıyor.
Ailenin en mutlu anında baba kapı önünde bekliyor.
Bu mudur mahremiyet?
Bu mudur aileye saygı?
Yönetmek yasak koymak değildir.
Yönetmek, düzen kurmaktır.
Mahremiyet yasakla değil, sistemle sağlanır.
Ama kolaycılık galip geliyor.
Yasak koyuyorlar, işin içinden çıkıyorlar.
Olan vatandaşa oluyor.
İnsanlar bu yüzden özel hastaneye gidiyor.
Çünkü orada yasak yok.
Çünkü orada saygı var.
Çünkü orada insan yerine konuluyor.
Devlet güçlü.
Sistem sağlam.
Ama bazı yöneticiler bu yükü taşıyamıyor.
Sorun bina değil, doktor değil.
Sorun liyakat.
Samsun bu tabloyu hak etmiyor.
Bu şehir sağlıkta örnek olmalıydı,
Ama şu hâliyle özel hastanelere mecburiyetin şehri oldu.
Ve bunun adı açık: yönetim zafiyeti.
Samsun da Sağlık Yönetilmiyor, Sürükleniyor
Samsun’da son dönemde yaşanan tablo ortada: sağlık yönetilmiyor, sürükleniyor.
Başhekimler değişiyor, yöneticiler gidip geliyor ama sorunlar yerinde duruyor. Neden? Çünkü mesele kişiler değil, zihniyet meselesi.
Bu şehirde sağlık yönetimi uzun süredir istikrarsızlık sarmalına sokulmuş durumda.
Koltuğa oturan gidiyor, yerine yenisi geliyor ama şehir aynı soruların altında eziliyor:
• Sistem nerede?
• Koordinasyon nerede?
• Sorumluluk duygusu nerede?
Başhekim odası döner kapıya dönerse ortaya yönetim çıkmaz, karmaşa çıkar.
İsimleri değiştirerek sağlık yönetilmez.
Samsun’un sağlık meselesi, koltuk mühendisliğiyle çözülemez.
Sorun yönetilemiyor, sadece erteleniyor.
Bu şehir Türkiye’nin sağlık üssü olabilecek kapasitede bir şehirken bugün sağlık camiası moral kaybı yaşıyor. Çünkü sahada birlik yok, koordinasyon yok, liderlik yok.
Yönetici dediğin insanı anlar, sistemi kurar, yük alır.
Makamı koruyan değil, sorumluluk alan adamdır yönetici.
Bugün Samsun’da eksik olan tam da budur: Sahada duran bir irade.
Bir gerçek var:
Bu şehirde sağlık sisteminin değil, sağlık yönetiminin revizyona ihtiyacı var.
Eğer anlayış değişmezse;
başhekim değiştirseniz de, tabelayı yenileseniz de, kurumları büyütseniz de sonuç değişmez.
Yatırım irade ister, sağlık yönetimi karakter ister. Bu iş ciddiyet ister.
Samsun bu ciddiyeti hak ediyor.
Bu Bir Uyarı Değil, Sorumluktur – Açıkça Yazıyorum
Buradan açıkça söylüyorum.
Sayın Mehmet Muş,
Samsun’un birçok meselesinde irade koydunuz.
Yatırımların önünü açtınız.
Bu şehir için mücadele ettiniz.
Bugün organize sanayi yükseliyorsa, lojistik yatırımlar hızlanıyorsa, istihdam artıyorsa bunda sizin emeğiniz var. Sağlık alanındaki takip ve ısrarınız da Samsun adına çok kıymetlidir. Allah razı olsun.
Geçmiş Dönem Sağlık Bakanımız Ahmet Demircan Bey… Bu şehir sizin emeğinizi unutmaz. Samsun’da sağlık altyapısının temelleri atılırken, kamu yatırımları şekillenirken, hastaneler büyürken sizin imzanız vardı. Şehrin hafızasında yeriniz bellidir.
Ancak…
Burada bir ama var.
Bugün Samsun’un sağlık meselesi yönetim zafiyetine teslim edilmiş durumda.
Sistem işlemiyor.
Liyakat geride kaldı.
Takip yok.
Denetim yok.
Sahada irade yok.
Samsun’da sağlık yönetimi yanlış ellere bırakılmıştır. Bu böyle giderse tüm yatırımlar heba olacak, skandallar eksik olmayacaktır.
Bu şehirde millet özel hastanelere mecbur kaldıysa bunun sebebi vatandaş değil, idare edenlerdir.
Bu şehirde başhekim odaları döner kapıya döndüyse bunun sebebi sistem değil, kararsızlıktır.
Bu şehirde sorunlar konuşulamıyorsa bunun sebebi millet değil, koltuk siyasetidir.
Bu yüzden bu satırlar bir eleştiri değil, bir sorumluluk çağrısıdır.
SON SÖZ
Bu mesele kişisel değil. Bu mesele siyaset değil.
Bu mesele Samsun meselesi.
Biz susmayız. Çünkü susmak yanlışa ortak olmaktır.
Biz geri adım atmayız. Çünkü geri adım atmak bu şehre ihanet etmektir.
Bu şehir sahipsiz değil. Samsun’un sağlığına sahip çıkacağız.
Bugün sustuk mu yarın konuşacak sözümüz kalmaz.
Dipnot:
oğlumuzun doğum haberini manşetten haberine taşıyıp tebriklerini ileten, Amisos Haber İmtiyaz sahibi ve Genel Yayın Yönetmeni Murat Yavuz Beyefendi’ye çok teşekkür ederim.
Ayrıca gerek arayarak, gerek mesaj atarak, gerekse sosyal medyada sevincimize ortak olan, Değerli Büyüklerime, tüm, dost ve akrabalarımıza canı gönülden teşekkür ederim. İyi ki Varsınız!













SİYASİ VE BU ADAMIN ARKASINDA DURANLARI ALKIŞLIYORUM.