İran kaynıyor.
Suriye hâlâ yanıyor.
Gazze bir yara değil, bir mesaj.
Coğrafyamızın etrafında yaşananlar,
birbirinden kopuk gelişmeler değil.
Hepsi aynı planın farklı cepheleri.
Bugün yaşanan hiçbir iç çatışma,
sadece ekonomik sorunlarla,
yalnızca toplumsal huzursuzluklarla açıklanamaz.
Çünkü artık mesele;
iktidar değil,
mezhep değil,
rejim hiç değil.
Mesele enerji.
Mesele kontrol.
Mesele harita.
İsrail’in Emelleri ve Bölgesel Hesap
İsrail, attığı her adımı “güvenlik” söylemiyle izah ediyor.
Ancak sahadaki tablo, bu söylemin çok ötesinde.
Suriye’nin güneyi,
Lübnan hattı,
Gazze çevresi…
Bunların tamamı,
yalnızca savunma refleksiyle açıklanamayacak kadar geniş bir alanı kapsıyor.
Doğu Akdeniz doğalgazı,
enerji geçiş yolları,
bölgesel güç dengeleri…
İsrail açısından bakıldığında,
istikrarsız bir çevre
kontrol edilebilir bir çevre olarak görülüyor.
Bu nedenle bölgede kalıcı barış değil,
kontrollü gerilim tercih ediliyor.
Enerji Haritaları ve Çatışma Alanları
Bugün çatışmaların yaşandığı coğrafyalara dikkatle bakıldığında,
ortak bir kesişim noktası görülüyor.
İran:
enerji rezervleri ve stratejik geçiş hatları.
Suriye:
Akdeniz’e açılan koridor.
Irak hattı:
petrol, doğalgaz ve değerli madenler.
Afrika ve Latin Amerika:
lityum, altın ve nadir elementler.
Savaş artık cephede başlamıyor.
Önce ekonomi baskılanıyor.
Sonra toplumlar yoruluyor.
En son silah devreye giriyor.
Venezuela: Mesele İddiaların Çok Ötesinde
Venezuela konusunu
geçen hafta detaylarıyla ele aldık.
Bugün sadece şunu hatırlatmak yeterli:
Orada yaşananlar,
bir ekonomik kriz değildir.
Maduro’nun kaçırılması,
yönetimi devre dışı bırakma girişimleri,
doğrudan devlet iradesini hedef alan hamlelerdir.
İddialar bu işin bahanesidir.
Asıl hedef,
bağımsız karar alabilen bir devlettir.
Trump, Grönland ve Küresel Aymazlık
Trump döneminde dünya,
alışık olmadığı bir üslupla tanıştı.
Devlet ciddiyetinden uzak,
hukuku pazarlık konusu yapan,
coğrafyaları emlak mantığıyla değerlendiren bir anlayış…
Grönland’ı “satın alma” çıkışı,
bir gaf değil,
bu zihniyetin en açık itirafıdır.
Buzulların altındaki nadir madenler,
Arktik enerji yolları
ve küresel rekabet…
Trump’ın aymazlığı,
aslında yeni dönemin çıplak gerçeğini gösterdi:
Toprak artık haritayla değil,
kaynakla tanımlanıyor.
Bu anlayış;
hukuku yok sayan,
egemenliği hiçe sayan
ve dünyayı kuralsızlığa iten bir anlayıştır.
ABD, Hukuk ve Kuralsızlık Düzeni
Uluslararası hukuk bugün,
güçlülerin işine geldiği kadar var.
ABD;
çıkarı varsa kural koyuyor,
çıkarı yoksa kural tanımıyor.
Trump döneminde bu tutum açıkça dillendirildi.
Bugün ise aynı anlayış,
daha “yumuşak” söylemlerle sürdürülüyor.
Bu bir diplomasi değil.
Bu, kuralsızlık üzerine kurulu
küresel bir çeteleşmedir.
Türkiye ve İç Cephe Gerçeği
Bizim için asıl mesele şudur:
Bu ateş çemberinin ortasında,
Türkiye nasıl ayakta kalacaktır?
Çünkü bugün tehdit algısı,
sadece sınır hatlarıyla ölçülmüyor.
Artık mesele;
toplumsal dayanıklılık,
ortak akıl
ve milli duruş meselesidir.
İç cephe dediğimiz şey;
farklılıkların ayrışma değil,
güç kaynağına dönüştüğü bir birlik halidir.
Bu;
siyasetin üstünde,
gündelik tartışmaların ötesinde
bir milli güvenlik meselesidir.
Devlet aklı,
millet iradesiyle buluştuğu sürece
bu topraklar sağlam durur.
Son Söz
Coğrafyamız yeniden çizilmeye çalışılıyor.
Bazen silahla,
bazen ekonomiyle,
bazen de aymaz bir dille.
İsrail’in bölgesel ihtirasları,
ABD’nin hukuksuzluğu,
Trump’ın Grönland çıkışı…
Hepsi aynı gerçeği söylüyor:
Bu çağda ayakta kalmak,
sadece güçle değil,
birlikle mümkündür.
Türkiye’nin ihtiyacı olan şey nettir:
İç cepheyi diri tutmak.
Devlet–millet bağını güçlendirmek.
Ve bu coğrafyada
seyirci değil,
özne olmaya devam etmek.












