Merhaba kıymetli okuyucularım,
Yaz mevsiminin gelmesiyle birlikte parklar, mesire alanları, yaylalar, bağlar, bahçeler ve tarlalar yeniden insanlarla dolup taşmaya başladı. Aileler piknik yapıyor, çocuklar çimenlerde koşup oynuyor, çiftçilerimiz ve emekçilerimiz alın teri döküyor. Doğayla buluşmanın, sevdiklerimizle vakit geçirmenin mutluluğunu yaşarken göz ardı etmememiz gereken bazı önemli tehlikeler de var.
Bunlardan biri son günlerde yeniden gündeme gelen Kırım Kongo Kanamalı Ateşi (KKKA), diğeri ise her yaz yüreğimizi yakan orman ve arazi yangınlarıdır.
Ne yazık ki her yıl olduğu gibi bu yıl da kene ısırmaları nedeniyle hastaneye kaldırılan vatandaşlarımızın ve hayatını kaybeden insanlarımızın haberlerini almaya başladık. Oysa alınacak basit önlemler birçok acının önüne geçebilir.
Özellikle piknik yapan aileler, doğa yürüyüşüne çıkan vatandaşlarımız, tarım ve hayvancılıkla uğraşan emekçilerimiz kene konusunda dikkatli olmalıdır. Piknik veya çalışma sonrasında vücut kontrolü yapılmalı; çocuklarımızın özellikle ense, kulak arkası, koltuk altı, kasık ve diz arkaları dikkatlice incelenmelidir.
Kene tespit edildiğinde bilinçsiz müdahalelerden kaçınılmalı, en kısa sürede sağlık kuruluşuna başvurulmalıdır. Ateş, halsizlik, kas ağrısı gibi belirtiler ortaya çıktığında ise vakit kaybetmeden sağlık desteği alınmalıdır.
Ancak dikkat etmemiz gereken tek konu bu değildir.
Geçtiğimiz yıllarda ülkemizin birçok bölgesinde meydana gelen yangınlar hepimizin hafızasında derin izler bıraktı. Günlerce süren mücadeleler sonucunda binlerce hektar ormanlık alan zarar gördü. Sadece ağaçlar değil, sayısız canlı da bu felaketlerden etkilendi.
Bu nedenle özellikle yaz aylarında gelişi güzel yerlerde ateş yakmak, izin verilmeyen alanlarda mangal yapmak, söndürülmeden bırakılan ateşler, yere atılan sigara izmaritleri ve cam şişeler büyük felaketlerin başlangıcı olabilir.
Unutmayalım ki bir kıvılcım bazen yılların emeğini, yüzlerce dönüm ormanı ve binlerce canlının yaşam alanını yok edebilir.
Yetkili kurumların uyarılarına mutlaka kulak verelim. Yasaklanan bölgelerde piknik yapmayalım, ateş yakmayalım. Doğayı kullanırken onu korumanın da sorumluluğunu taşıyalım.
Bizler sağlık çalışanı, ormancı veya itfaiyeci olmayabiliriz. Ancak hepimiz bu toplumun bir ferdiyiz. Toplumu ilgilendiren konularda duyarlı olmak, bilinç oluşturmak ve önlem almak ortak sorumluluğumuzdur.
"Toplumun Nefesi" olarak amacımız korku oluşturmak değil; farkındalık oluşturmak, hatırlatmak ve tedbir almaya teşvik etmektir.
Bugün çimenlerde oynayan bir çocuğun sağlığı da, yarın gölgesinde dinleneceğimiz bir ağacın varlığı da bizim göstereceğimiz dikkatle ilgilidir. Çünkü doğa bize ait değil; gelecek nesillerden emanet aldığımız bir değerdir.
Çünkü bazen küçücük bir kene, bazen de küçücük bir kıvılcım; ihmal edildiğinde telafisi mümkün olmayan sonuçlar doğurabilir.
Bir dakikalık dikkat, bir ömrü kurtarabilir.
Bir dakikalık dikkat, bir ormanı kurtarabilir.
Bir dakikalık dikkat, bir ailenin gözyaşını engelleyebilir.
Yazın tadını çıkaralım, doğanın güzelliklerinden faydalanalım. Ancak hem sağlığımızı hem de geleceğe bırakacağımız doğal mirası korumayı unutmayalım.
Kene küçük olabilir; ihmal edildiğinde bedeli büyük olabilir.
Ateş küçük olabilir; kontrol edilmezse felakete dönüşebilir.
Doğayı sevelim, tedbiri elden bırakmayalım.
Sağlıklı, huzurlu ve bilinçli günler dileğiyle...
Kazım İlhan
Sosyolog ve Aile Danışmanı












