Her şehrin kendisini anlatan bir değeri vardır.
Kimi tarihiyle, kimi kültürüyle, kimi sanatıyla, kimi de sporuyla anılır.
Samsun ise bunların hepsini içinde taşıyan; tarihini geleceğine rehber yapan, Millî Mücadele'nin ilk adımına ev sahipliği yapmış müstesna bir şehirdir.
Bu yüzden Samsunspor, yalnızca bir futbol kulübünün adı değildir.
O; bu şehrin ortak heyecanı, ortak hafızası ve ortak sorumluluğudur.
2026-2027 sezonunun başlamasına sayılı günler kaldı. Yönetim yeni hedefler belirliyor, teknik heyet çalışmalarını sürdürüyor, futbolcular hazırlıklarını tamamlıyor. Transferler yapılacak, yeni isimler gelecek, bazı futbolcular ayrılacak. Sezon boyunca galibiyetler de olacak, mağlubiyetler de…
Bütün bunlar futbolun doğal akışıdır.
Asıl önemli olan ise, Samsunspor'un hangi değerlerle yoluna devam edeceğidir.
Bir kulübün büyüklüğü yalnızca bütçesiyle, yıldız futbolcularıyla ya da kazandığı kupalarla ölçülmez.
Gerçek büyüklük; temsil ettiği değerlere sahip çıkabilmesiyle ölçülür.
Samsunspor'u diğer kulüplerden ayıran en anlamlı özelliklerden biri de armasında taşıdığı büyük anlamdır.
O armada sadece kırmızı ve beyaz renkler yoktur.
O armada, Cumhuriyet'e giden yolun ilk adımı vardır.
O armada, 19 Mayıs 1919'un ruhu vardır.
O armada, Gazi Mustafa Kemal Atatürk'e duyulan vefa ve saygının simgesi vardır.
İşte bu yüzden Samsunspor formasını giyen futbolcu da, o formayı tribünde gururla taşıyan taraftar da, aslında tarihî bir emaneti omuzlarında taşımaktadır.
Bu emanetin en büyük koruyucusu ise hiç kuşkusuz 12. adamdır.
Adam…
Sadece tribünde bağıran kişi değildir.
Takımı geriye düştüğünde umudu ayakta tutandır.
Mağlubiyette küsmeyen, galibiyette taşkınlığa kapılmayandır.
Rakibini düşman değil, sporun bir parçası olarak görebilendir.
Hakeme kızsa da futbolun saygınlığına zarar vermeyendir.
Çünkü gerçek taraftarlık; sesini yükseltmekten önce duruşunu koruyabilmektir.
Geçmişte hepimizi üzen bazı olaylar yaşandı. Sporun ruhuna yakışmayan davranışların ne kulübe ne de şehre bir fayda sağlamadığı görüldü.
Artık bunları geride bırakmanın zamanı gelmiştir.
Samsun'a gelecek her takım, bu şehirden puan alabilir ya da alamayabilir.
Ama buradan ayrılırken mutlaka şu cümleyi kurmalıdır:
"Ne güzel bir şehir… Ne örnek bir taraftar topluluğu…"
İşte o gün Samsunspor yalnızca bir maç değil, gönülleri de kazanmış olacaktır.
Bugün yapılan kombine çağrıları elbette önemlidir.
Dolup taşan tribünler, futbolun coşkusunu artırır.
Fakat dolu tribünlerden daha kıymetlisi; bilinçli, sabırlı ve centilmen tribünlerdir.
Çocukların aileleriyle güven içinde maç izlediği…
Kadınların gönül rahatlığıyla tribündeki yerini aldığı…
Rakip taraftarın saygıyla ağırlandığı…
Hakemin güven içinde görev yaptığı…
Futbolcuların alkışla uğurlandığı bir stat…
İşte Samsunspor'a en çok yakışan tablo budur.
Bu çağrı yalnızca taraftara değildir.
Esnafına…
Sanayicisine…
Üniversite gençliğine…
Sivil toplum kuruluşlarına…
Yerel yöneticilere…
Kısacası Samsun'u Samsun yapan herkese yöneliktir.
Çünkü Samsunspor, yalnızca yönetimin ya da futbolcuların değil; bu şehrin ortak değeridir.
Başarı, omuz omuza verilen mücadelenin eseridir.
Yeni sezonda yönetime, teknik heyete, futbolculara ve emeği geçen herkese başarılar diliyorum.
Fakat en büyük başarının, sezon sonunda puan cetvelinde değil; tribünlerde sergilenen birlik, saygı ve centilmenlikle ölçülmesini temenni ediyorum.
Çünkü kupalar zamanla eskir.
Rekorlar bir gün mutlaka kırılır.
Şampiyonluklar tarihin sayfalarında yerini alır.
Ama bir şehrin insanına yakışan duruş, spor ahlakı ve ortak vicdanı; nesiller boyunca yaşamaya devam eder.
Geliniz…
Bu sezon yalnızca takımımızın değil, şehrimizin de kazanacağı bir futbol iklimi oluşturalım.
Armadaki Atatürk siluetine yakışır bir duruşla…
19 Mayıs'ın emanetine sahip çıkan bir bilinçle…
Kırmızı-beyaz sevdayı centilmenlikle büyüten bir anlayışla…
Tribünlerde sadece sesimizi değil, yüreğimizi de yükseltelim.
Çünkü Samsunspor'un gerçek gücü, sahaya çıkan on bir futbolcudan önce; armasının taşıdığı anlamı bilen ve o anlamı yaşatan binlerce yüreğin ortak nefesidir.
İşte o nefes, Samsun'un nefesidir.
İşte o nefes, millet olmanın nefesidir.
Ve işte o nefes, "Toplumun Nefesi" olmaya devam edecektir.
Kazım İLHAN
Sosyolog – Aile Danışmanı








