Merhaba kıymetli okuyucularım,
Tarih bazen kitaplarda yazılıdır, bazen de yaşayan insanların dilinde…
İşte o yaşayan tarihlerden biriydi İlber Ortaylı.
Bilgisiyle, hitabetiyle, kendine has üslubuyla yalnızca akademi dünyasına değil; sokaktaki insana da tarihi sevdiren nadir isimlerden biriydi. Onu dinleyen herkes, tarihin tozlu raflardan ibaret olmadığını; aksine yaşayan bir hafıza olduğunu fark ederdi.
İlber Ortaylı, Osmanlı’dan Cumhuriyet’e uzanan geniş bilgi birikimiyle adeta “ayaklı bir tarih” olarak anılırdı. Öğrencilerine sadece bilgi değil, merak etmeyi ve sorgulamayı da öğretti. Onun derslerinde tarih; kuru bir kronoloji değil, bir medeniyetin hikâyesiydi.
Bugün aramızdan ayrıldı.
Ama aslında gerçek tarihçiler ölmez.
Onların bıraktığı miras; kitaplarda, öğrencilerinde ve toplumun hafızasında yaşamaya devam eder. Yazdığı eserler, yaptığı konuşmalar ve yetiştirdiği öğrenciler; gelecek nesillere yön vermeyi sürdürecektir.
Bugün bir yıldız daha kaydı.
Ama o yıldızın ışığı sönmedi.
Çünkü gerçek ilim insanları gökyüzündeki yıldızlar gibidir;
kendileri görünmese bile, ışıkları yol göstermeye devam eder.
Toplum olarak bize düşen görev ise nettir:
Tarihimizi öğrenmek, anlamak ve gelecek kuşaklara doğru şekilde aktarmak.
Bu vesileyle büyük tarihçi
İlber Ortaylı’ya Allah’tan rahmet diliyorum.












