Samsun, Karadeniz’in gözbebeği.
Denizi şiir, deltası bereket, ormanları yeşilin bin tonu.
Sokaklarında tarihin kokusu… Adeta şiir…
Ama işin aslı şu: Bu güzel şehrin zemini biraz oynak.
Şaka değil, lafın gelişi hiç değil. Alüvyon zemin, depremde su gibi akabilir.
Bu, Samsun’u sevmemize engel mi? Asla.
Ama bir mesajı var: Temeli sağlam atmazsak ne delta kalır ne şiir.
Samsun, güzelliğiyle değil, ona gösterdiğimiz akılla ayakta durur.
Bakın şimdi…
Samsun doğrudan bir fay hattı üzerinde değil. Evet, doğru. Ama “fay hattı komşumuz”. Hani böyle duvarın öteki tarafında bağıran çocuk gibi… Sarsıntı olduğunda Samsun “ben de buradayım” diye titreşebiliyor. Özellikle güneydeki Lâdik, Vezirköprü, Havza civarlarında yer kabuğu bazen sinyal veriyor.
Peki biz ne yapıyoruz?
Klasik refleks:
“Bize bir şey olmaz”
“Biz alışığız”
“Zaten burası deprem bölgesi değil ki”
Olabilir. Ama…
Samsun’un birçok bölgesi alüvyon zemin. Yani yumuşak. Yani deprem anında su gibi davranabilecek bir zemin türü. Jeoloji profesörleri buna “sıvılaşma riski yüksek alan” diyor. Yani, Allah korusun bir sarsıntı olduğunda bina dimdik ayakta dururken zemin altından çekilebilir. Binanın ayakta kalması değil, yerinde kalması önemli anlayacağınız.

Gelelim asıl meseleye:
Samsun’da 2.171 riskli yapı var.
Bakın, bu sadece “ya biraz eski bu bina” durumu değil.
Resmen ve teknik olarak “riskli yapı” ilan edilmiş.
Yani bu binalar depremde “ayakta kalır mı kalmaz mı?” sorusunun yanıtı belirsiz.
İçinde ise 4.742 konut, 1.304 iş yeri var.
Yani binlerce insan, akşam başını o çatıların altına koyuyor.
İşin daha can sıkıcı durumu ise şu, resmi olarak risk durumu belirlenmemiş bölgelerde var!
İşte burada devreye “Kentsel Dönüşüm” girmeli.
Ama öyle masa başı planlar, üç boyutlu maketler, lansman toplantılarından bahsetmiyorum.
Benim bahsettiğim dönüşüm:
Mahalle dokusuna saygı duyan, vatandaşı merkeze koyan, komşuluğu beton kulelere feda etmeyen bir dönüşüm.
Samsun Büyükşehir Belediye Başkanı Halit Doğan, göreve hızlı başladı.
Altyapı da hamle, gençlik projeleri, çevresel yatırımlar, sosyal hizmetler…
Hepsi değerli. Hepsi kıymetli.
Yapılanları takdir etmesini de biliriz.
Ama buradan bir not düşelim:
Sayın Başkan, siz artık sadece bugünü değil, 20 yıl sonrasını da şekillendiriyorsunuz.
Samsun’un en güçlü temeli kentsel dönüşümde atılabilir.
Bu dönüşüm, sizin döneminize damga vurabilir.
Ve inanın; yapacağınız en ihtişamlı bir projeden bile daha çok hayır getirir.
Bakın, mesele bina değil. Mesele gelecek.
Mesele çocuklarımızın “Babamın oturacak ev bulamadığı zamanlarda olmuş ama sağlam bina bırakmış” diyebilmesi.
Mesele bir gün deprem olduğunda, “biz önlem almıştık” diyebilmek.
Son söz:
Zemin gevşek olabilir.
Ama biz sağlam durabiliriz.
Ve unutmayın…
Fay hattı haritada uzakta durabilir.
Ama ihmal her zaman en yakınımızdadır.
Samsun’un altını da konuşuruz, üstünü de. Yeter ki sözümüz, şehre değer katsın.
Kalın Sağlıcakla
Mücahit Ali EREN













Duyarlılığın İçin Tebrik ediyorum.
Yerinde ve güncel bir yorum. Yapılması gerek bir sorumluluktu. Tebrik ederim..
Çok doğru ve yerinde bir tespit .Samsun'a yük değil.. Çok doğru ve yerinde bir tespit .Samsun'a yük değil, yük edelim bir izah.. Yarınlarımıza bu tür serzenişler olmaması için ,bugünden önlem almalıyız. Doğru. Tebrik ederim.. Tümüyle katılıyorum..