Samsun’un her tarafında hareket var.
Yeni yatırımlar, yollar, tesisler, tabelalar…
Şehrin sınırları genişliyor.
Tekkeköy kabuk değiştiriyor.
Organize sanayi her gün biraz daha büyüyor.
Ama Kutlukent?
Sadece seyrediyor.
Şehir büyürken bu bölge küçülüyor.
Geriye doğru sürükleniyor.
Adında “kent” geçiyor ama,
kentten ne anlayış kalmış ne de uygulama.
Sözler büyük… Ama icraat yok
Kutlukent her dönemde hatırlanıyor.
Ama sadece mikrofona konuşulacak kadar.
Söz konusu oy olunca,
herkes projelerden bahsediyor.
Ama sonra…
Proje yerini sessizliğe bırakıyor.
Vaat edilenlerin hiçbiri sokağa inmiyor.
Ve yıllardır aynı söylem:
“Gündemimizde, önceliğimizde…”
Ama sonuç?
Geri kalmışlık.
Aile Sağlığı Merkezi mi? Yoksa sabır binası mı?
Kutlukent’te bir Aile Sağlığı Merkezi var.
Ama bina binaysa…
Asansör yok.
Rampası yok.
Bekleme alanı dar.
Havalandırma yetersiz.
Hijyen konusu başlı başına problem.
Yaşlılar merdiven çıkarken zorlanıyor.
Engelli vatandaş içeri bile giremiyor.
Çocuklu kadınlar, kucağındaki bebekle kapıda bekliyor.
Sağlık hizmeti sunuluyor belki…
Ama bu fiziki ortamda,
şifa değil sabır dağıtılıyor.
Yerel yönetim hiçbir şey yapamıyorsa bile,
En azından, bir an önce öncülük etmeli
Eğitim var deniyor ama ortam yok
Kutlukent’te okullar var.
Ancak sınıflar kalabalık,
sıralar yorgun,
bahçeler dar,
teknolojik altyapı yok denecek kadar zayıf.
Öğrenciler mücadele ediyor.
Öğretmenler fedakârca çabalıyor.
Ama sistem nefes alacak alan bırakmıyor.
Veliler her yıl aynı soruyu soruyor:
“Bu çocuk bu şartlarda nasıl okusun?”
Ulaşım varmış… Ama varlığından çok yokluğu hissediliyor
Otobüs geçiyor.
Ama saatine güven olmuyor.
Dolmuş var. Merkeze ulaşmak şehir değiştirmek kadar uzun sürüyor
Üst geçit var deniyor.
Ama asansör hâlâ yapılmamış.
Yaşlı, engelli, hasta vatandaş düşünülmemiş.
Tramvay hattıysa…
Samsun’un en büyük yatırımı belki.
Ama Kutlukent’e bir çizgiden fazlası değil.
En yakın durak bile yürüyüşle eziyet.
Kaldırım yok.
Bağlantı yolu yok.
Tramvay geçiyor ama Kutlukent’e uğramıyor.
Belde belediyesi gitti, hizmetin eli de gitti
Bir zamanlar Kutlukent’in kendi belediyesi vardı.
Hiç değilse kendi çöpünü kendi takip ederdi.
Sokağını tanır, sorununa anında müdahale edebilirdi.
Ama şimdi…
İlçeye bağlandı.
Yetki devredildi ama hizmet eksildi.
Sorumluluk birleştirildi ama hissettiren kalmadı.
Oysa en tepeden,
yani Sayın Cumhurbaşkanı’nın ağzından bile duyduk bunu:
“Yerel yönetim yapılarının yeniden ele alınması gerekiyor.”
Bu sistemin ne kadar verimli çalıştığı tartışma konusu.
Ve eğer bir örnek istenirse…
Kutlukent sessizce el kaldırıyor:
“Ben buradayım.”
“Belediyem gitti, ama sorunlarım duruyor.”
Projesiz mahal, sessizliğe mahkûmdur
Bir bölgeyi büyüten sadece çevresi değildir.
Kent, tabela ile değil projeyle yaşar.
Ama Kutlukent’te ne kayda değer bir sosyal yaşam alanı var…
Ne bir kültür merkezi…
Ne bir gençlik alanı…
Ne spor yapılacak bir tesis…
Ne kayda değer nefes alacak bir park…
Gençlerin, kadınların, çocukların uğrayacağı tek yer…
Ya market ya eczane.
• Gençlerin, kadınların, çocukların uğrayacağı tek yer…
Ya market ya eczane.
Bu bir ihmalkârlık değil,
bu düpedüz yok saymadır.
Velhasıl kelam…
Kutlukent bugün hâlâ bekliyor.
Yatırımı bekliyor.
İlgiyi bekliyor.
Yöneticisinin yüzünü,
müdürünün sesini bekliyor.
Sorun anlatmakla bitmez
Sokakta sokak gibi bir his yok
Ve en acısı şu:
Bütün bu eksikler artık kanıksanmış durumda.
Son Söz
Samsun elbette büyüsün.
Ama o büyürken bir bölge yerinde sayıyorsa…
O büyüme tam değildir.
Kutlukent haritada merkezde olabilir.
Ama zihniyetin kıyısında tutulmuştur.
Adı “kent” ama kentleşmeden uzak kalmış.
Üzgünüm ama…
Vebali boynunuza.












