Bir zamanlar...
MHP’nin gölgesinde serinleyen insanlar vardı.
Rozeti yakasına takınca kendini devlet adamı sanan…
Lider Bahçeli’nin arkasında fotoğraf karesine girmek için sıraya giren…
Parti genel merkezinin kapılarını aşındırıp,
Saygıdan değil, fırsat için el öpmeye yeltenen…
Ve o günlerde,
Liderlik vizyonuna destanlar yazan…
Mikrofona geçince “Liderimiz Bahçeli” demeyi marifet sayan…
Bugün aynı kişiye kin kusuyorlar.
Aynı gölgede serinledikleri çınara baltayla saldırıyorlar.
Bu bir fikir ayrılığı değil.
Bu bir yol ayrımı da değil.
Bu, düpedüz bir karakter iflası.
Ne zaman ki koltuk gitti…
Sadakat de bavulunu topladı.
Geriye kalan: kibir, kırgınlık ve ucuz hesaplar oldu.
Bugün MHP’ye saldıranlar…
Aslında kendi geçmişlerine düşmanlık ediyor.
Dün üç hilalin gölgesinde büyüyenler,
Bugün o gölgenin üstünü çamurla örtmeye çalışıyor.
Ama unuttukları şey şu:
Dava, geçici bir rozet değildir.
Sadakat, sadece kazanırken değil, kaybederken de belli olur.
Karakter, hiçbir zaman makamla ölçülmez.
Sahneye çıktılar şimdi.
Yeni tabelalarla, yeni sloganlarla.
Ama oyun aynı: kırgınlık makyajlı koltuk arayışı.
Kimisi “Anahtar” diyor…
Ama neyi açacağını bilmiyor.
Kimisi “Zafer” peşinde…
Ama yürüdüğü yol, karanlık ve puslu.
Çünkü içinde ne umut var ne inşa iradesi.
Kimisi de “İyi” olduğunu iddia ediyor…
Ama içerisi çözülmüş, tutkalı kalmamış bir yapıdan fazlası değil.
Ve hepsinden beteri:
Lider Devlet Bahçeli’nin, adeta bir devlet politikası hâline getirdiği
“Terörsüz Türkiye” stratejisine aymazca dil uzatanlar var.
Bu milletin canıyla, evladıyla ödediği mücadeleyi
Ucuz polemiklerin malzemesi yapmaya çalışan;
Devlet aklının şekillendirdiği bu stratejik hattı
Sığ ve sarsak eleştirilerle hedef tahtasına koyan bir güruh türedi.
Dertleri ne devlet,
Ne millet,
Ne de milliyetçilik…
Dertleri yalnızca çıkar.
Koltuk sevdasına stratejik aklı kurban etmeye çalışan bu zihniyet,
Ne dava taşır ne de bir gelecek inşa eder.
Bağırıyorlar, çağırıyorlar, gündem yaratıyorlar…
Ama millet bu numaraları yutmaz.
Çünkü millet, hakiki ile sahteyi,
Samimi ile fırsatçıyı,
Sadakatiyle ihaneti ayırt edecek kadar büyük bir ferasete sahiptir.
Bir çınarın gölgesinde büyüyüp,
Sonra baltayı o çınarın gövdesine vurmak…
Sadece vefasızlık değil,
Bu, köksüzlüğün ve kimliksizliktir ilanı.
Ve herkes bilmeli ki:
Sayın Devlet Bahçeli’nin suskunluğu bile,
Onların bağıra çağıra ettiği o sitemlerden
Daha ağır, daha anlamlı, daha etkilidir bu milletin gözünde.
Çünkü millet,
Sesin değil yüreğin tonunu duyar.
Ve kararını ona göre verir.
Dava sabır ister…
Dava vefa ister…
Ve en çok da karakter ister.
Karakteri olmayanın sloganı olur.
Ama ne duası olur,
Ne karşılığı.












