Siyaset; sadece sandıkla değil, sadakatle ölçülür.
Sadakatten kasıt, kişilere değil…
Değerlere.
İlkeli duruşa.
Topluma verilen sözlere.
Ama ne yazık ki…
Bugün birçok yerde, bu değerler hatırlanmıyor.
Ya da sadece zor zamanlarda hatırlanıyor.
Geçtiğimiz günlerde Atakum’da yaşanan kongre süreci,
bizlere bir kez daha gösterdi ki;
Siyaset sadece fikirlerin yarışı değil,
aynı zamanda üslubun da sınandığı bir alandır.
Kürsülerde biriken tansiyon,
bazen salonda gerilime,
hatta fiziki müdahalelere kadar evrilebiliyor.
Oysaki:
Kongre dediğin;
çatışma değil, istişare yeridir.
Koltuk kavgası değil, hizmet yarışının başladığı yerdir.
Bağırmakla değil, anlatmakla öne çıkılır.
Samsun Siyasetinde Etik Arayışı
Samsun, tarih boyunca sadece coğrafi değil, siyasi bir merkez olmuştur.
Mustafa Kemal Atatürk’ün ilk adımı burada atılmıştır.
O yüzden Samsun’un siyasetinde;
daha sakin,
daha vizyoner,
daha kuşatıcı bir anlayış beklenir.
Ama bugün görüyoruz ki,
Samsun siyasetinde de zaman zaman öfke, polemik, kişiselleşme öne çıkabiliyor.
Oysa Samsun’un ihtiyacı;
• Şehri geleceğe taşıyacak projeleri tartışmak,
• Gençlere örnek olacak bir dil kullanmak,
• Rakibi düşman değil, yol arkadaşı görmek…
Yani asıl mesele kimin kazandığı değil,
nasıl bir duruş sergilendiğidir.
Genel Siyasette de Etik Alarmı
Bu sadece yerel bir sorun değil.
Ülke genelinde de etik değerlerin geriye düştüğü bir dönemden geçiyoruz.
Meclis kürsüsünden sosyal medyaya,
ilçe kongresinden TV ekranlarına kadar...
Her yerde yüksek ses var.
Ama yüksek ses,
her zaman yüksek fikir demek değil.
Etik değerler unutuldukça;
• Siyasi nezaket kayboluyor,
• Seçmen güven duymuyor,
• Gençler siyasete mesafe koyuyor.
Ne Yapmalı?
İlk adım basit ama güçlü: dil değişmeli.
Rakibe düşman gözüyle bakan değil,
ona saygı duyan bir anlayış yerleşmeli.
Her siyasi parti kendi içinde:
• Şeffaflığı artırmalı,
• Parti içi demokrasiye alan açmalı,
• Gençleri sadece afiş asan değil, söz sahibi bireyler olarak görmeli.
Siyaset, gençleri salonlarda değil,
karar mekanizmalarında yetiştirmeli.
Çünkü gençliğe değer verilmeden,
geleceğe yön verilemez.
Son Söz
Siyaset uzun bir yol.
Bu yolda kazanmak kadar, nasıl kazanıldığı da önemli.
Yarışmak kadar, yarışı nasıl bitirdiğin de önemli.
Bir kongrede tansiyon yükselmiş olabilir.
Tartışmalar yaşanabilir.
Ama asıl mesele,
o salondan çıktıktan sonra birbirine selam verebilmektir.
Çünkü siyaset geçicidir,
insani ilişki kalıcı.
Ve unutmayalım:
Siyaset, sadece seçim değil, tercih meselesidir.
Nasıl bir üslup, nasıl bir anlayış tercih ettiğimizin göstergesidir.
Etik bir yana bırakılırsa,
elde kalan yalnızca koltuk olur…
O koltuk da bir gün altımızdan çekilir.
Ama ilkeli bir duruş,
bir ömür boyu saygıyla hatırlanır.













Uzun bir süredir yazılarını takip eden eski bir arkadaşınım. Özür dileyerek şunları söylemek istiyorum. O kadar suya sabuna dokunmadan bir şeyler dile getiriyorsun ki ifade etmeden geçemeyeceğim. ‘Parti içi demokrasiye alan açmalı.’ ‘Gençleri sadece afiş asan değil, söz sahibi bireyler olarak görmeli.’ Şu iki cümleyi edebilmek için önce oturur bir şunu sorgulardım. Kimi eleştiriyorum? Sözlerim havaya suya mı gidiyor? Eleştirimin bir hedefi var mı? Eğer hedef gösteremiyorsam aklımı şu kemiriyordur kesinlikle. Haklılığını savunduğum siyasi topluluk söz sahibi insanları parti içinden sopayla mı kovalıyor yoksa fikirler mi konuşuluyor. Gençlere lidere itaat mi öğüt ediliyor yoksa senin düşüncen nedir diye mi soruluyor. Şu iki konuda kıyısından bile bir emare görmediğim bir güruhu hala savunuyorsam böyle bir eleştiri benim kalemimin konusu olamazdı. Olursa da bu şekilde sahipsiz bir eleştiri olurdu diye düşünüyorum. Hal böyleyken iğneyi kendime batırmaktan korkan çuvaldızla da suya yazı yazmayı tercih eden bir kalemim olurdu. Bu şehrin, bu ülkenin gençlerine, geleceğine umut olabilecek nice yazıların olsun. Sağlıcakla...