Samsun bir süredir konuşuyor, tartışıyor, bekliyor.
Kimi umutla, kimi şüpheyle, kimi sessizce izliyor.
Ama herkesin dilinde aynı başlık var:
Chery: Bir adım ileri, bir adım geri.
Çünkü ne zaman bir açıklama gelse,
Umutlar kabarıyor, heyecan artıyor,
Ama ardından bir sessizlik daha başlıyor.
Biri çıkıp “geliyor” diyor,
Öteki “görüşmeler devam ediyor” diye ekliyor.
Sonra herkes geri çekiliyor,
Ve Samsun yine bekleyişe dönüyor.
Bu şehir artık netlik istiyor.
Somut bir adım görmek istiyor.
Manşet değil, temel atma bekliyor.
Vaade değil, vincin sesine inanmak istiyor.
Rakamlar büyük, beklentiler daha da büyük
1 milyar dolarlık dev yatırım...
200 bin araç üretim kapasitesi...
5 bin kişilik doğrudan istihdam sözü...
Bu rakamlar küçük bir şehri değil,
Bütün bir bölgeyi dönüştürecek nitelikte.
Evet, Chery gibi bir marka Samsun’a gelirse,
Sadece sanayi değil, yaşam da değişir.
İşsizlik azalır, göç yavaşlar, ekonomi canlanır.
Ama yatırım yalnızca açıklamayla olmaz.
Hazırlık gerekir, plan gerekir, kararlılık gerekir.
Samsun bu yatırıma ne kadar hazır?
Ciddi olalım, içimizi kandırmayalım.
Samsun’un üretim merkezine dönüşmesi için
Altyapısının eksiksiz olması gerekir.
Peki bu konuda gerçekten neredeyiz?
OSB’ler genişlemeye uygun mu?
Ulaşım ve lojistik sistem güncel mi?
Nitelikli teknik eleman yetişiyor mu?
Sanayi–üniversite iş birliği çalışıyor mu?
Her şeyden önce, şehir bu yükü kaldıracak mı?
Yoksa yatırımcı yarı yolda mı bırakılacak?
STK’lar daha aktif olabilir
Bu şehirde çok sayıda STK var.
Kimi sanayiciyi temsil ediyor,
Kimi esnafı, kimi işçiyi, kimi gençliği.
Hepsi kendi alanında kıymetli işler yapıyor.
Ama bu süreçte daha güçlü bir birlik gerek.
Şunu kabul etmek lazım:
Niyet var, söylem var, fakat etki az.
STK’ların daha senkronize olması gerekiyor.
Ortak açıklamalar, ortak hedefler, ortak duruşlar…
Yatırımcının güven duyması için bunlar şart.
Eleştiri değil bu, samimi bir çağrı.
Çünkü bu şehir, bu yatırımın sadece alıcısı değil,
Aynı zamanda taşıyıcısı olmak zorunda.
Siyaset ve bürokrasi aynı masada mı?
Siyasiler bu işin neresinde duruyor?
Birlikte mi hareket ediyorlar, yoksa herkes kendi kulvarında mı?
Samsun’un tüm temsilcileri aynı masa etrafında mı birleşti?
Yoksa hâlâ “bizden olan” ayrımı mı yapılıyor?
Bu yatırım öyle partilerin değil, şehrin meselesi.
Bu meselede hizip olmaz, ikbal hesabı yapılmaz.
Yapılırsa olan yine Samsun’a olur.
Medya denetlemeli, sadece alkışlamamalı
Basının görevi umut pompalamak değil.
Gerçekleri sormak, gelişmeleri takip etmek,
Sürecin bekçisi olmak, kamuoyunu bilgilendirmektir.
“Yatırım geliyor” başlığı atmak kolay,
Ama “yatırım başladı” haberini vermek için
Sahada bir şeylerin değişmesi gerekir.
Yerel medya da bu sürece omuz vermeli.
Hâlâ geç değil, ama zaman dar
Eğer bu yatırım gerçekleşirse,
Samsun’un kaderi değişir, Türkiye kazanır.
Ama bunun için herkesin elini taşın altına koyması gerekir.
Siyasetçiler koltuktan çok çözüm üretmeli.
STK’lar sessiz değil, sesli durmalı.
Medya yönlendirilmemeli, yol göstermeli.
Ve halk artık oyalamaya değil, icraata bakmalı.
Bu kez kaybedersek,
Kaybeden sadece bugünün yatırımı olmaz.
Gelecek nesillerin umudu da kaybolur.












