Öncelikle tüm okuyucularımızın yeni yılını en kalbi duygularımla kutlayarak yeni yılın ilk yazısına başlamak istedim. Henüz dünya daha yeni yıla girmenin heyecanını yaşamakta iken bir anda Venezuela'da yaşanan son gelişmeler neticesinde neye uğradığını şaşırmış durumdadır. Gerçekten sadece ülke olarak değil tüm insanlık çok kritik bir dönemeçe girmiş bulunmaktadır. Bu nedenle devam eden yazı serisine ara vererek bu haftaki yazıma bu konuyu ele alarak devam edeceğim.
Edindiğimiz bilgilere göre 3 Ocak 2026'da ABD, Venezuela'nın kuzeyinde 150'den fazla uçak içeren hava saldırıları düzenledi ve Devlet Başkanı Nicolás Maduro ile eşi Cilia Flores'i yakalayıp New York'a götürdü. Bu durum, otoriteler tarafından 1989 Panama işgalinden bu yana bölgedeki en büyük ABD müdahalesi olarak nitelendiriliyor.
Ülkemiz Dışişleri Bakanlığı aracılığıyla tüm tarafları itidalli davranmaya çağırdı ve "Türkiye, Venezuela'nın istikrarına ve Venezuela halkının barış ve refahına önem vermektedir" açıklamasında bulundu. Bu yaklaşım, Türkiye'nin hem ABD hem de Maduro ile olan ilişkilerini dengelemeye çalışan pragmatik bir duruşunu ifade etmektedir. Bu aşamada bu müdahaleyi destekleyecek herhangi bir izin kararı alınmadan yapılan bu operasyonun neticesinde ülkemizin duygusallıktan uzak, kendi çıkarlarını gözetecek şekilde bir yol izlemesi elzemdir.
Gerçekten Amerika'nın bundan önceki benzer müdahalelerinde önce Birleşmiş Milletler veya NATO ya da Amerika Senatosu'nda alınan kararlara göre müdahaleler gerçekleşmişti. Şimdi ise durum tamamen farklı bir şekilde tezahür etmiş, hatta ihtiyaç duyulursa sonraki müdahalelerde de aynı yöntemin uygulanabileceği beyan edilmektedir. Bu oluşan duruma göre bu tür tek taraflı müdahalelere karşı ülkemizin izlemesi gereken strateji için bazı önerilerimiz olacaktır.
Türkiye'nin İzlemesi Gereken Yol
Türkiye prensipli bir duruş sergilemeli ve BM Güvenlik Konseyi ile diğer platformlarda uluslararası hukukun ihlal edildiğini vurgulayan açıklamalar yapmalıdır. Yaşanan bu durum Latin Amerika bölgesinde olsa dahi bölgesel istikrarın önemine dikkat çekmesi açısından önemlidir. Türkiye, kendi bölgesinde ve uluslararası platformlarda çok taraflılığı ve bölgesel güvenlik mekanizmalarını desteklemeye devam etmelidir.
Türkiye'nin hem Batı hem de diğer aktörlerle ilişkilerini dengede tutmasının kritik önem taşıdığı bu olay ile bir kez daha tescillenmiştir. Bu durumda olduğu gibi açık kınama yerine ölçülü bir dil kullanmak diplomasi alanında ülkeye manevra alanı açacaktır. Bir diğer husus da gelişmekte olan ülkelerin egemenlik haklarını savunan bir pozisyon takınmasıdır; bu, ülkemizin diğer ülkelerle ilişkilerini güçlendirebilir.
Karşılaşılabilecek Riskler ve Sorunlar
Bir diğer husus da bölgesel ve küresel ölçekte karşılaşabileceğimiz riskler ve sorunlar olacaktır. Bilindiği üzere bu tip müdahaleleri çoğunlukla ABD yapsa da Rusya ve Çin de bu tür davranışları sergilemekten geri kalmamaktadırlar. Bu nedenle bu operasyonun Çin'in gelecekte Tayvan'a müdahalesini meşrulaştırabilecek bir emsal oluşturduğunu belirten yorumlar dikkat çekmektedir. Bu ise küresel istikrar açısından ciddi bir tehdit oluşturabilir. Ayrıca dikkat çekmesi açısından değerlendirilmesi gereken bir diğer husus da şudur: Rusya ile Ukrayna arasında barış görüşmelerini organize eden Trump'ın Venezuela müdahalesinin zamanlaması!
Diğer taraftan ciddi göç dalgaları beklenebilir. Trump'ın Venezuela'nın 303 milyar varil petrol rezervlerinin kontrolünün ele geçirileceği ve Amerikan şirketlerinin milyarlarca dolar yatırım yapacağı açıklamaları ciddi bir enerji piyasası dalgalanmasına yol açacağını söyleyebiliriz. Bu durum ise küresel enerji dengelerini etkileyebilir.
Bu müdahalenin en önemli sonucu ise uluslararası hukukun ihlal edilmesi ve yaklaşık bir asırdır uluslararası düzeni yönlendiren kuruluşların varlığını sorgular hale getirmesi, yani bir nevi güvenilirliklerini kaybetmelerine sebep olacak şekilde geleceklerini tehlikeye atmasıdır. Kuralların keyfi uygulanması küçük ve orta ölçekli ülkeler için güvenlik risklerini artırmaktadır.
Ayrıca bu tür müdahaleler bölgesel kutuplaşma risklerinin artmasına sebep olmaktadır. Gerçekten Küba ve Nikaragua gibi ülkeler bu eylemi "devlet terörü" olarak nitelendirirken Arjantin, El Salvador ve Ekvador gibi Trump müttefikleri operasyonu desteklemektedirler. Bu tür derin bölünmeler bölgesel iş birliğini zorlaştırmaktadır.
Türkiye İçin Bir Uyarı
Sonuç olarak Türkiye'nin çok taraflılığı, egemenlik saygısını ve uluslararası hukuku vurgulayan dengeleyici bir rol oynaması hem kendi güvenliği hem de küresel istikrar için önemlidir. Bu tür tek taraflı müdahaleler kabul edilirse uluslararası sistemin temel ilkeleri aşınır ve hiçbir ülke kendini güvende hissedemez.
Bir diğer husus da ülkemize hep birlikte sahip çıkma zaruretidir. Bu ülke bu tür müdahalelere karşı uzun yıllar süren bir kutlu mücadele neticesinde emperyalistlerin tuzaklarını bozarak yeni bir cumhuriyet olarak yoluna devam etmektedir. Bu anlamda hem ülkemiz hem de ülkemizin kurucusunun tüm dünyada müstesna bir yere sahip olduğunu herkes takdir etmektedir.
Maalesef emperyalistlerin yüz yıl önce bozulan planları yine gündemde farklı bir şekilde yol almaktadır. Dün Irak, bugün Suriye'de tezgâhlanan uydu devlet projeleri yarın İran üzerinde de gündeme geleceği yaşanan gelişmelerden bellidir. Bu yüzden öncelikle ülke içinde birlik ve beraberlik tesis edilebilmesi emperyalizme karşı bu milletin verdiği/vereceği şanlı mücadele açısından son derece hayatidir. Bu yüzden milli birlik ve beraberliğini sağlamlaştıran, gözbebeğimiz ordumuzu her zaman koruyan, güçlendiren ve güçlü ittifaklar kuran bir ülke olarak her daim tetikte olmalıyız. Bunların yanında eğitim sistemini süratle düzeltmiş, ekonomik istikrarını sağlamış ve değerler eğitimine önem veren bir ülke haline süratle gelinmelidir.
Nihai hedef Türkiye'dir. Toplum olarak bugüne kadar hep bedeller ödeyerek geldik. Bundan sonra da tüm kesimleriyle bedeller ödemeye hazır olunmalıdır. Bu yüzden maddi tasarruflarımızı israf etmeden üretmeli ve özellikle de algı operasyonlarına karşı dikkatli olunmalıdır. Birlik, beraberlik ve üretim odaklı bir anlayışla ancak bu zorlu süreçlerde ayakta kalabiliriz.
Tüm okuyucularıma yeni yılın ilk haftasında sağlık, huzur ve başarı dolu bir hafta diliyorum













Ne değerli tespitler Kıymetli Hüseyin Hocam, Allah ulusumuzu korusun.
Hocam, kalemine, yüreğine sağlık. Konuyu güzel özetlemişsiniz. Ülke olarak çok dikkatli olmalıyız. Devlet'imiz, bazı şeyleri öngörüyor tabii ki.
Teşekürler hocam. Açıklayıcı bilgi olmuş