21. yüzyıl Türk Asrı hedefinde ülkemizde Milli Eğitimde beklenen dönüşüm ile yapılması beklenen reformlara dair öneri ve çözümlerimizi kapsayan bir dizi yazıdan sonra sıra yüksek öğrenimdeki sıkıntılar ve bunlara yönelik sunacağımız önerilere geldi. Fakat bu bağlamda öncelikle ülkemizde sık sık birbirlerinin yerine kullanılan akademi ve üniversite kavramları üzerine bazı faydalı bilgiler vererek asıl konumuza bir yol açmak istiyorum.
Tarihsel Rakiplik: Üniversite ve Akademi
Rönesans'tan beri üniversite ile akademi rakip kurumlardır. Farkın ilk boyutu üniversitenin "skolastik" yani okul felsefesi, akademinin ise "hümanist" kurumlar olmasıdır. Bu ayrım, her iki kurumun misyon ve vizyonlarının temelini oluşturur.
Türkçede "üniversite" ile "akademi"nin birbirinin yerine kullanılan kavramlar olduğunu rahatlıkla söyleyebiliriz. Akademya, belli bir üniversiteyi değil de genel olarak üniversite kurumunu ifade etmek için tercih edilir. Üniversite hocasına "akademisyen" denir. Sık sık "akademik kariyer"den söz edilir. Oysa akademisyen akademi üyesi olana denir. Üniversite hocası ise bir "üniversiter"dir. Dolayısıyla "üniversiterkariyer"den söz etmek daha doğrudur.
Bu ayrıntıya dikkat edilmemesinin sebebi ise Türkiye'de üniversite ile akademinin farklı kurumlar olduğunun pek bilinmemesinden kaynaklanır. Bu bilinmemenin temelinde ise Osmanlı-Türkiye tecrübesinde akademinin pek hayata geçmemiş bir kurum olması yatar.
Ortak Kökler: Platonik Akademi'den Günümüze
Üniversitenin de akademinin de kökeni Platonik Akademi'dir. Klasik Akademi'nin odağı meslek ve uzmanlık eğitimi değildir. Geniş anlamda kaliteli "yurttaş", düşünme yeteneği gelişmiş insan yetiştirmekle ilgiliydi. Bu vizyon, her iki kurumun DNA'sında bugün bile iz bırakmıştır.
İslam medresesi Platonik Akademi'nin ilk varyantıdır. Kadim Yunanca külliyatın Latinceden önce Arapçaya çevrilmiş olması gibi, akademiyi bir kurum olarak ilk temellük eden İslam tecrübesidir. Bu tarihi gerçek, bilgi aktarımında İslam medeniyetinin oynadığı kritik rolü gösterir.
Orta çağ Avrupası'ndaki üniversite ise akademinin medrese varyantının bir varyantıdır. Skolastik Avrupa üniversitesi İslam medresesinin dönüşmüş bir halidir. Bugün üniversite deyince ilk akla gelen doktora, doçentlik, yakın okuma, okutman gibi kategoriler aslında medrese kökenlidir.
Modern Üniversite ve İşlevleri
Günümüzün modern üniversitesi tarihsel olarak Humboldt'un Berlin'de on dokuzuncu yüzyılın ilk yarısında kurduğu kuruma dayanır. Modern üniversite ulus-devlet çağında Orta çağ üniversitesinin modern bir varyantıdır. Bu modern üniversite kurumunun esas işlevi bilim üretmektir. Araştırma yapmaktır. Öğretim onun ikincil bir işlevidir. Ancak zaman içinde yükseköğretimin yaygınlaşmasıyla birlikte eğitim ve öğretim rolü öne çıkmıştır.
Üniversite ve akademinin ilişkisel bir tarihleri olduğu doğrudur. Aslında bir meslek ve uzmanlık kurumu olan üniversitenin aynı zamanda kaliteli, insanlık mefhumuna sahip, geniş spektrumlu yurttaş üretimine de önem vermesi, onun "akademik" işlevi de önemsemesi anlamına gelebilir. Bunun yanında bazı akademilerin kamu eğitimine, yetişkin eğitimine yönelmesi ya da lisansüstü diplomaya yer vermesi, onların "üniversiter" işlevler üstlenmesi şeklinde de yorumlanabilir.
Temel Farklar ve Çağdaş Anlamlar
Modern anlamda akademi dendiğinde genel olarak anlaşılan artık üniversiteden yapısal olarak farklı bir kurumdur. Kısacası üniversite ile akademiyi birbirlerinden bağımsız kurumlar olarak da düşünebilmek lazımdır. Bu kurumların, ulusun, toplumun, kamunun, yurttaşın, bireyin inşasındaki rolleri, yükseköğretim gibi basit, yüzeysel bir kavrama hapsedilememesi gerekir.
Aslında modern üniversite bir "sciences", akademi ise bir "studies" kurumudur. Bu nedenle, üniversite bilim, araştırma ve giderek uzmanlık, meslek öğretme mekânıdır. Akademi ise hümanizmde ifadesini bulan kaliteli insan, birey, yurttaş üretme mekânıdır.
Son olarak, üniversite öncelikle kendi öğrencisine yöneliktir. Akademinin hedefi ise bütün toplumdur, kamudur. Bu temel fark, her iki kurumun toplumsal işlevlerini ve sorumluluklarını belirleyen en önemli ayrımdır.
Bu kavramsal netliğe sahip olmak, yükseköğretimimizde yapacağımız reform önerilerinin temelini doğru atmamız için elzemdir.
Tüm okuyucularıma sağlık, huzur ve başarı dolu bir hafta diliyorum.













Sayın Hocam, verdiğiniz bilgiler için teşekkür ederiz.