Merhaba Kıymetli Okuyucularım;
2021 yılında Batı Karadeniz’de yaşanan sel felaketinde 97 insanımızı kaybettik. Kastamonu, Sinop ve Bartın’ı vuran afet günlerce gündemde kaldı. Ağıtlar yaktık, gözyaşı döktük. Aradan yıllar geçti, şimdi yine Karadeniz’de aynı sahneler: Bir gecede 300 kilogram yağış, yıkılan köprüler, turuncu alarm, çaresizce yükselen sular…
O gün “bir daha olmasın” dedik, ama ders almadık.
Belediye seçimleri, imar kararları, dere yataklarının betonlaşması, tarlaların ranta açılması… Sonuç yine aynı: Doğa hatırlatıyor.
Bizim hafızamız kısa; balık hafızası gibi unutuyoruz. Ama doğa unutmuyor. Susarsak, vicdanımızı susturursak; doğa kendi dilinde konuşuyor. Sel ile, deprem ile, yangın ile…
Oysa dinimiz bize yol gösteriyor. Peygamber Efendimiz (sav), bir sahabenin sorusu üzerine şöyle buyurdu:
“Önce deveni bağla, sonra Allah’a tevekkül et.”
Biz ne yapıyoruz? Tevekkülü yanlış anlıyor, tedbirsizliği Allah’a havale ediyoruz. Oysa Allah bilir, elbette. Ama göz göre göre sel yatağına bina dikersen, deprem fay hattının üzerine şehir kurarsan, sonu hüsran olur.
Bir zamanlar meslekler baba mesleğiydi; ustalık, çıraklık kutsaldı. Emek değerliydi. Bugün ise çoğu kişi “bir koyup üç alma” peşinde. Usta-çırak ilişkisi kayboldukça, emek değersizleştikçe; meslekler, ahlak, sabır ve üretim kültürü de kayboluyor.
Doğanın da toplumun da bize söylediği çok açık:
Tedbir almadan tevekkül olmaz.
Vicdan susarsa, doğa konuşur.
Gelin bu bahar, aynı hataları tekrarlamadan; insana, hayvana, doğaya sahip çıkarak, daha bilinçli bir gelecek kuralım.
Türkiye kolay kurulmadı. Bu ülkeyi ayakta tutacak olan da “biz” duygusudur.
Birlikte, şiddetsiz, sağduyulu ve umut dolu yarınlar dileğiyle…
Kazım İLHAN
Sosyolog ve Aile Danışmanı












