Merhaba kıymetli okuyucularım;
Mübarek Ramazan ayının bereketli ve gönülden paylaşma ayı olduğunu yaşayarak görüyoruz.
Bütün bir yıl içinde herhangi bir yoldan, herhangi bir kimseye gelen bütün hayırlar ve bereketler, bu çok kıymetli ayın bereket denizinden bir damla gibidir.
Bugün sizlere; torununun dedeye gönülden geçen dua ile yaşadıklarını paylaşmak istiyorum. Buyurun birlikte okuyalım.
TAKMA DİŞLER
Sıcacık pidelerin kokusu bütün sokağa yayılmıştı. Adam fırına yaklaştı. Ezana az kalmıştı. Torunu için sıcak pide alacaktı. Kaç gündür çocuk pide soruyordu.
“Dede, sıcak pide alalım.”
Herkes sıraya giriyor, alıyorlardı.
İki kuyruktan birine girdi. Bu kalabalık değildi. Önünde on iki kişi vardı. Cebinden bozuk para çıkardı. Fazla parası olsa iki tane alacaktı.
Önünde sekiz kişi kalmıştı. “Amca, sen öne geç, şimdi düşeceksin.”
Öne geçti. Fırıncı bir torba uzattı.
“Al amca, afiyet olsun.”
Torbada üç pide vardı.
“Oğlum, ben tek pide alacaktım.”
“Üç al işte, sonra da yersin.”
Usulca fırıncıya yaklaştı, kulağına fısıldadı.
“Oğlum, tek pide param var.”
Fırıncı gülümsedi:
“Amca, bu parasız pide kuyruğu. Bugün cuma. Her cuma üç sıcak pide hayrımız var. Yan taraf paralı. Afiyet olsun.”
“Allah kabul etsin, oğlum.”
“Amin, amcam.”
Fırından çıkarken bir adam seslendi:
“Amca!”
Döndü, baktı, yabancıydı.
“Buyur, oğlum.”
“Amca, bu annemin zekâtı. Kabul edersen sevinirim.”
Genç adam yaşlı adamın cebine bir zarf soktu.
“Allah kabul etsin, oğlum. Allah razı olsun annenden.”
Marketin önünden geçerken bir kadın seslendi:
“Amca, dur bekle!”
Durdu, baktı.
Genç kadın iki dolu poşeti ona verdi:
“Amca, bu Ramazan hayrımız. Yoldan geçene erzak veriyoruz. Kabul et, ne olur üzme bizi. Herkes almıyor.”
“Allah kabul etsin, kızım.”
“Amin, amcam.”
Eve zorlukla girdi.
“Hoş geldin baba.”
“Annen nerede kızım?”
“Mutfakta, yumurta çılbırı yapayım dedi. Orhan sever ya. Şunları götür annene ver, belim koptu.”
“Dede, sıcak pide mi aldın?”
“Evet, hem de çok aldım.”
“Yaşasın dedem!”
“Baba, sabah paran yoktu, çay paran bile yoktu hani?”
“Allah verdi, kızım.”
Eşi odaya girdi.
“Ne çok şey almışsın, bey.”
“Onlar hayır geldi, hanım.”
Olanları bir bir anlattı.
Ezan okunurken oruçlarını besmeleyle açtılar.
Sıcak pide onlara börek gibi gelmişti. Tereyağ da varmış torbada, peynir de varmış.
“Çayla iyi oldu.”
“Evet, çok da güzelmiş. Çok şükür. Allah kabul etsin.”
“Helva da güzeldi.”
Sofradan kalkınca torunu,
“Dede, ben odama gidiyorum, dua edeyim biraz daha,” deyince şaşırdı.
“Yat artık oğlum, saat çok erken.”
“Olsun, dün bu saatte etmiştim. Allahtan sıcak pide, peynir istemiştim; bak bugün geldi.
Şimdi de sana dişlerin için para göndersin. Dişsiz zor yemek yiyorsun, zor çiğniyorsun.”
Annesi gülümsedi.
“Rahmetli baban bu günleri görseydi keşke.”
“Görüyor zaten. Rüyamda söylüyor, ‘bana dua et’ diye.”
Yaşlı adam az sonra ceketini hatırladı. Askıya gitti. Cebine elini soktu. Zarfı aldı. Zarfta bir tomar para vardı. Saydı, tam üç bin liraydı.
Ağlıyordu.
“Ne oldu bey, neyin var?”
“Bizim torunun gönlünden geçen her şeyi Rabbim gönderdi hanım. Şuna bak, ikimiz de dişlerimizi bayrama kadar taktıralım. Nöbetleşe yemeyelim artık yemeklerimizi.”
Şükürler olsun Rabbime...
Koronavirüsün tüm dünyada olduğu gibi ülkemizde de verdiği acıların bir an önce son bulmasını temenni ederim.
Sonuç olarak; Allah bütün müminlerin dostça, kardeşçe, bereketi hem sofralarında hem de kalplerinde hissedecekleri hayırlı ve mutlu bir Ramazan ayı geçirmeyi nasip etsin.
Düşündürebilmek, gelecek için üretilecek ürünün ana kapısıdır.
(Kazım İLHAN)
Toplumun ve ailenin en büyük ilacı doğru iletişimdir.
(Kazım İLHAN)
Sizlerin düşünce ve duygularınız benim için önemli. Paylaşmak ve paylaşılmasını istediğiniz konularınızı bekliyorum.
Saygılarımla.
Birlikte siz, biz demeden; sıcak, sevecen ve mutlu birlikteliklerin bir arada olduğu, sağlıklı, neşeli yarınlar dilerim.
Hoşça kalın.











