Merhaba kıymetli okuyucularım,
Hepimiz, hayatın bir noktasında birer “engelli” sayılırız; ancak çoğu zaman bunun farkında olmadan yaşarız. Önemli olan, bu farkındalığı hissedip çözüm üretmektir.
Bir düşünün…
Ülkemizin Tekerlekli Sandalye Basketbolu branşında Avrupa Şampiyonu olması ve her yıl üzerine koyarak dünyada adımızı duyurması sizce bir tesadüf olabilir mi?
Elbette hayır!
Hepimizin bildiği gibi, “emeksiz yemek olmaz.” İşte bu başarının altında da bu işe gönül vermiş, yıllarını adamış, gerçek anlamda “duayen” olmuş insanların büyük emeği var.
Bu yazımda, Tekerlekli Sandalye Basketbolu’na gönül verenler için gerçek bir tarihsel yolculuğa çıkıyoruz. Türkiye’de bu branşın gelişim sürecini, bu işe ömrünü adamış Duayen Hocamız Emin BAYRAMLAR’ın yaşanmışlıklarıyla sizlerle paylaşmak istiyorum.
Bu yazı, sadece bir hatırat değil; Türkiye’nin Tekerlekli Sandalye Basketbol Tarihçesi olarak arşivlenmesi gereken bir belge niteliğindedir.
Buyurun birlikte okuyalım…
TEKERLEKLİ SANDALYE BASKETBOLUNUN DOĞUŞU
1993 yılında İstanbul’da, Havacılık Müzesi’nde Uçak Bakım Teknisyeni olarak görev yapıyordum. Aynı zamanda uzun yıllardır Basketbol Ulusal Hakemliği de yapıyordum.
Bir gün, Abdi İpekçi Spor Salonu’nda görevliydim. Salona girdiğimde tekerlekli sandalyedeki birçok kişinin potaya şut attığını gördüm.
Hakem arkadaşlarıma sordum:
“Takımlar gelmedi mi?”
Gülerek “Hocam, takımlar sahada hazır.” dediler.
O an fark ettim ki, yöneteceğim maç Tekerlekli Sandalye Basketbolu maçıymış.
Meğer Türkiye’de 1990’ların başından beri her yıl turnuva şeklinde oynanıyormuş. O gün, bu branşla ilk tanışmam gerçekleşti.
BİR MAÇLA BAŞLAYAN HİKÂYE
Turnuva o dönemde Özürlüler Spor Federasyonu tarafından organize ediliyordu. Müsabakaları oyuncu listesine göre yönetiyorduk.
Bir maç öncesi bir yetkili gelip:
“Emin hocam, bazı oyunculardan dolayı bu müsabakayı oynatmayın.” dedi.
Ben de şöyle cevap verdim:
“Listeler hazır. Oyuncunun ismi listedeyse oynayabilir.
Hakem olarak ben müsabakayı oynatırım.
Ancak yönetim olarak siz ‘oynanmayacak’ derseniz, o zaman oynanmaz.”
Sonunda müsabakayı oynattım.
Final maçında ise bir takım organizasyonu protesto ederek sahadan çekildi.
Biz hakemler soyunma odasında raporumuzu yazarken, salonda tören yapıldı ve sahadan çekilen takıma 2.lik kupası verildi!
Bunun yanlış olduğunu belirttim:
“Turnuvayı protesto eden takım diskalifiye edilmelidir.
Bu tüm spor dalları için geçerlidir.”
O an bana dönüp,
“Hocam, lütfen bundan sonra bu konularda bize destek olun.”
dediler.
İşte o gün, Tekerlekli Sandalye Basketbolu’nun içine adım attım.
Yazımın ikinci bölümünde ise;
Avrupa ve Dünya Şampiyonluklarının nasıl geldiğini,
Engelli sporcuların Türkiye’nin bir ferdi olduklarını nasıl kanıtladıklarını
ve onların iş, aş ve aile sahibi olmalarına katkı sağlayan süreçleri
Duayen Hocamız Emin BAYRAMLAR’ın anlatımıyla sizlerle paylaşacağım.
“Düşündürebilmek, gelecek için üretilecek ürünün ana kapısıdır.”
(Kazım İLHAN)
Bu sözün ne kadar anlamlı olduğunu, yazı dizimizin ilerleyen bölümlerinde hep birlikte göreceğiz.
“Toplumun ve ailenin en büyük ilacı doğru iletişimdir.”
(Kazım İLHAN)
Sizlerin duygu ve düşünceleri benim için çok kıymetli.
Paylaşmak istediğiniz konuları ve görüşlerinizi bekliyorum.
Birlikte, “siz”, “biz” demeden, sıcak, sevecen ve mutlu birlikteliklerin bir arada olduğu sağlıklı, neşeli yarınlar dilerim.
Hoşça kalın.











