Merhaba kıymetli okuyucularım,
Bugün Gazze’de, gökyüzünden gıda yardımı diye atılan paketlerin peşinden koşan insanlar bir anda av misali taranıyor. Açlıkla sınanan çocuklar, kışın soğuğuna hazırlıksız aileler ve göç yollarına mahkûm edilmiş masumlar… Bombaların gölgesinde hayat mücadelesi veren insanların tek suçu Müslüman olmak mı?
Eğer başka bir dine mensup olsalardı, dünya çoktan harekete geçmez miydi? İnsan hakları diye bağıran kurumlar, kâğıt üzerinde kalan sözleşmelerden öteye geçemedi. Birleşmiş Milletler sanki “bir milletin” güdümünde, zalimin işlediği cinayetlere seyirci kalıyor.
Her geçen gün vicdan testinden geçiyoruz. Uykuda olan dünya, belki de bir gün kendi kapısında deprem, sel, hortum, yangın veya savaşla karşılaşacak. İnsanlık, başkalarının acısını görmezden geldikçe kendi geleceğini de yok ediyor.
Kış yaklaşıyor… Açlık ve soğukla sınanan aileler, çocuklarını hangi umutla ısıtacak? “Öl ve kurtul, ben de rahat nefes alayım” anlayışı, insanlık tarihine kara bir leke olarak yazılıyor. Büyük balık küçük balığı yutarken, suskun kalan dünya aslında kendi vicdanını da kaybediyor.
Uyan Dünya!
Çünkü acı, sadece ötekilerin değil; bir gün herkesin kapısını çalabilir. Çünkü barış, ölmekle değil, yaşatmakla mümkündür.
Düşündüren Sözler: •
“Düşündürebilmek, gelecek için üretilecek ürünün ana kapısıdır.” — Kazım İlhan •
“İnsanın ilim ve edebi, en büyük varlığıdır. Eskimez, çürümez, kaybolmaz.” — Mevlana •
“Toplumun ve ailenin en büyük ilacı, doğru iletişimdir.” — Kazım İlhan
Yarınlara tebessümle ve farkındalıkla başlayabilmek dileğiyle… Sağlıklı, mutlu, neşeli günler dilerim.
Kazım İLHAN
Sosyolog ve Aile Danışmanı












