Merhaba kıymetli okuyucularım;
Dünyanın birçok ülkesinde olduğu gibi 21. yüzyıl Türkiye’sinde de kadın ve erkek eşitliği henüz sağlanamamıştır. Tüm tedbirlere ve çalışmalara rağmen, kadına yönelik şiddet, aşağılanma, sosyal, politik ve iş yaşamlarında ikinci planda kalma ile eğitim hakkından mahrum bırakılma gibi sorunlar hâlâ güncel ve acil çözüm gerektiren konular arasında yer almaktadır.
Türkçede, bazı meslekler kadınlara, bazıları erkeklere atfedilmekte; örneğin “kadın doktor”, “kadın avukat”, “kadın mühendis”, “kadın pilot” gibi ifadeler kullanılmaktadır. Benzer şekilde erkeklerin hemşirelik mesleğine girmesiyle “erkek hemşire” ifadesi ortaya çıkmıştır.
Ataerkil yapıya sahip Türk toplumunda kadın, atasözlerinde ikincil konumda görülmekte ve çoğu kez aşağılayıcı ifadelerle anılmaktadır. Kadın dili genel olarak kibardır; “Bir mahzuru yoksa…”, “Yaparsan çok memnun olurum” gibi ifadeler sıkça kullanılır, özür diler gibi bir tonla konuşur, düz cümlelerini bile soru tonlamasıyla söyler ve düşündüklerini doğrudan ifade etmekten çekinirler.
Araştırmalar göstermektedir ki, erkek dili statü ve güç gösterirken, kadın dili ilişkileri güçlendirmek ve yakınlık sağlamak için kullanılır. Erkekler dünyayı hiyerarşik bir ortam olarak görürken, kadınlar eşitlikçi bir ilişkiler ortamını öncelikli görür. Kadın için dostluk ve paylaşım; erkek için güç önceliklidir.
Kadınlar hakkındaki 72 atasözünden 45’i olumsuz, 9’u olumlu, geri kalan 17’si ise yüzeyde nötr görünse de anlamları incelendiğinde olumsuzluk yüklüdür. Örnekler:
Kadınlar güvenilmezdir:
Ak akçe ile ak baldıra güven olmaz.
Kadın deniz gibidir.
Kadınlar sır tutamaz:
Arı sırrı, karı sırrı.
Kadın kötü ve tehlikelidir:
Kadın şerri, şeytan şerrine eşittir.
Kadın sözü dinlenmemelidir:
Karıya bakanın aklı az olur.
Kadın ikiyüzlüdür:
Avrad gibi düşman olmaz, güler bildirmez.
Kadın halden anlamaz:
Avrat kıtlık bilmez, çoban yokluk bilmez.
… ve benzeri birçok atasözü kadınları olumsuz bir biçimde tanımlar.
Yapılan araştırmalar, kadınların erkeklerden daha çok konuştuğunu kanıtlamaz; bunun aksine Türkçede dil yoluyla kadının olumsuzlandığı ve aşağılandığı görülmektedir. Toplumun gerçeklerini yansıtmanın yanı sıra, bu gerçeklerin pekişmesine hizmet eden dilin değiştirilmesi, kadının toplumdaki konumunu iyileştirmek için önemli bir adımdır.
Düşündürebilmek, gelecek için üretilecek ürünün ana kapısıdır. (Kazım İLHAN)
Toplumun ve ailenin en büyük ilacı doğru iletişimdir. (Kazım İLHAN)
Sizlerin düşünce ve duyguları benim için çok değerli; paylaşmak ve paylaşılmasını istediğiniz konuları bekliyorum.
Birlikte, siz-biz demeden, sıcak, sevecen ve mutlu birlikteliklerin olduğu sağlıklı ve neşeli yarınlar dilerim.
Hoşça kalın.
KAZIM İLHAN
Sosyolog ve Aile Danışmanı











