Merhaba Kıymetli Okuyucularım;
Aylar önce Çin’de başlayıp tüm dünyayı etkisi altına alan Korona virüsü, insanları tedirgin ve panik halinde bırakmaya devam ediyor.
Sosyal medyanın yoğun kullanımıyla birlikte, insanlar doğru-yanlış birçok bilgiye maruz kalıyor. Bu nedenle, herkesin, küçükten büyüğe, önlem almak zorunda olduğu bir dönemde yaşıyoruz. Unutmamalıyız ki, bu önlem alma süreci, kişinin kendine olan güveni ile doğrudan ilgilidir.
Özgüven, çoğunlukla kendimizi nasıl hazırladığımız ve kendimizi nasıl gördüğümüzle ilgilidir. Yaşamla başa çıkmamızı ve sorunlarla gerçekçi bir şekilde mücadele etmemizi sağlar. Zorluklara dayanabilmemizi kolaylaştırır ve insanı güçlendirir.
Özgüven kazanma süreci, yaşamın önemli zorluklarıyla başa çıkma gücüne sahip olmayı ve mutlu olmaya layık bir kişi olmayı deneyimlemektir. Özgüven enerjimizi artırır, daha fazla çaba göstermeye özendirir ve başarılarımızla gurur duymamızı sağlar.
Ancak, aşırı özgüven ile hareket etmek hem kendimizi hem de başkalarını tehlikeye atabilir. Hatanın farkına varmak, insanı harekete geçirir; düştüğünü fark eden kişi ancak ayağa kalkabilir.
Bu noktada özellikle vurgulamak isterim ki; “Bana bir şey olmaz” diyen insanlardan uzak durun.
Bu güruhun bir kısmını bilgilendirerek değiştirmek mümkün olsa da, bir kısmını değiştirmek mümkün değildir. Değiştirilebilenlere yetkililer tarafından bilgi verilmesi çok önemlidir; ancak değiştirilemeyenlere karşı polis veya kolluk tedbirleri gerekebilir. Mesafeli olmak ve dikkatli yaklaşmak hayati önem taşır.
Sonuç olarak; yeni bir beyaz sayfa açılıyor. Temiz, güzel ve umutlu bir başlangıç mümkün. Bazen kaybettiğinde, aslında kazanmış olursun.
Düşündürebilmek, gelecek için üretilecek ürünün ana kapısıdır. (Kazım İLHAN)
Toplumun ve ailenin en büyük ilacı doğru iletişimdir. (Kazım İLHAN)
Sizlerin düşünce ve duygularınız benim için önemli; paylaşımlarınızı bekliyorum.
Birlikte, “siz, biz” demeden, sıcak, sevecen ve mutlu birlikteliklerin bir arada olduğu sağlıklı ve neşeli yarınlar dilerim. Hoşça kalın.











