2025, bize aynı şeyleri tekrar tekrar yaşatarak konuştu. Yangınlar, depremler, ihmaller, ekonomik sıkışmışlık ve kayıplar…
Bu yılın en can yakan tarafı yaşananlar kadar, yaşananlardan yeterince ders alıp almadığımız sorusu oldu.
Çünkü biliyoruz ki bataklığı ilaçlamak haşereleri geçici olarak susturur; bataklığı kurutmazsak zarar verenler yeniden ürer.
Türkiye, 2025’te orman yangınlarıyla, sanayi ve otel yangınlarıyla, depremlerle sınandı.
Eskişehir-Seyitgazi’de yangına müdahale ederken şehit olan emekçiler, Kartalkaya’da ihmaller zinciriyle yitirilen canlar,
Dilovası’nda sanayi yangınında kaybettiklerimiz bize şunu gösterdi: Felaket değil, ihmal öldürüyor.
Depremler bir doğa gerçeği; ama hazırlıksızlık bir tercihtir.
Spor dünyasında yürütülen soruşturmalar ve kamuoyuna yansıyan ihmaller, şeffaflığın artık ertelenemeyeceğini gösterdi.
Ekonomik daralma ise en çok emeklilerin nefesini kesti; geçim derdi büyürken dayanışma yetersiz kaldı.
Samsun, Orta Karadeniz’in en gelişmiş ili olarak güçlü bir sağlık altyapısına sahip.
Karadeniz’in en uzun sahil şeridi, tarihi ve kültürel değerleri, zengin mutfağı ile büyük bir potansiyel barındırıyor.
Son yıllarda çevre, sahil ve yeme-içme alanlarında atılan adımlar önemlidir; emniyet güçlerinin uyuşturucuyla mücadeledeki kararlı çalışmaları da kıymetlidir.
Ancak yetmez.
Turizmde konaklama standartları, gençler için spor ve kültür alanları, bağımlılıkla mücadelede önleyici sosyal politikalar hâlâ eksiktir.
Sağlıkta güçlü olmak, sağlıklı bir toplum olmak demek değildir; önleyici adımlar yoksa bu güç sadece yangın söndürür.
2026’ya girerken devlet, yerel yönetimler, üniversiteler, sivil toplum ve halk aynı masada düşünmelidir.
Afetlere karşı mahalle bazlı hazırlıklar, düzenli tatbikatlar, güncel toplanma alanları hayata geçirilmelidir.
Orman yangınları, deprem ve sel gibi riskler için mücadele kâğıt üzerinde değil, sahada olmalıdır.
Ekonomide özellikle emekliler için yerel dayanışma mekanizmaları kurulmalı, şeffaflık kamuda ve sporda istisna değil kural hâline gelmelidir.
Gençler için alan açılmalı; çünkü gençliğe alan açılmayan yerde karanlık kendine yer bulur.
Son söz nettir:
2026 temenniler yılı değil, yüzleşme ve mücadele yılı olmalıdır.
Aynı acıları tekrar yaşamamak için nedenleri konuşmalı ve bataklığı kurutmalıyız.
Birlikte nefes alırsak, birlikte yaşatırız.
Kazım İLHAN
Sosyolog ve Aile Danışmanı












