Merhaba kıymetli okuyucularım;
Koronavirüsün dünyayı etkilemesiyle birlikte öyle düşündüren, bir o kadar da güldüren yaşanmışlar ile...
Yaşananlardan ders aldık mı dersiniz?..
Buyurun, bunları birlikte okuyalım:
Uzun süre sonra bugün ilk defa çöp atmaya çıkacağım, o kadar heyecanlıyım ki ne giyeceğimi bilemiyorum.
Fıkra gibi ülkeyiz; testi pozitif çıktı diye tüm köyle sarılıp kucaklaşıp helalleşti, şimdi bütün köy karantinaya alındı.
Oturma odasına İzmir, mutfağa Ankara, yatak odasına da İstanbul ismini yazdım, şehir şehir dolaşıyorum.
Tarihte ilk defa dünyada tüm ülkedeki kadınlar, kocalarının nerede olduklarını biliyorlar.
Koronavirüsten korunmak için 200 TL’ye muska yapan sahtekârlara itibar etmeyin; ben size 100 TL’ye yaparım.
Kolonya şişesini çamaşır suyu ile, çamaşır suyu şişesini kolonya ile, kolonya şişesini sirke ile siliyorum; çıldırmama az kaldı.
Yüzyılın son kabadayısı korona adam; dünyada ne kadar bar, pavyon, kumarhane varsa tek başına kapadı. Saygılar korona!
Çin’den kaç gündür hiç ses çıkmıyor; mahallenin delisi gibi ortalığı karıştırıp kenara çekildiler.
2021’e girersek o bizi kutlasın; “Siz 2020’den nasılsa çıktınız.” diye.
İstanbul Adliyesi’ne girerken kapıda güvenlikler gülümseyerek kolonya tuttular. Bu samimi ev ortamı havasına kapılarak ayakkabılarımı çıkarıp terlik rica ettim, iki kolumdan tutup dışarı attılar.
Bazen evde o kadar canım sıkılıyor ki kapıyı açıp, “O kimler gelmemiş!” deyip kapatıyorum.
Ürdün’de bir adam, aracın içinde koronavirüsten öldüğü için aracıyla birlikte defnedildi. Malını öbür tarafa götüren ilk insan olarak tarihe geçti.
Anneme “Virüs var, biraz alışveriş yapalım.” diyorum, o da “Dur, belki ölürüz; masraf yapmayalım.” diyor.
Korkudan sadece sokağa değil, tartıya da çıkamıyorum.
Eskiden biri hapşırınca “Çok yaşa.” denirdi; şimdi hapşırıldığında “Git ileride hapşır vallahi 155’i ararım!” deniyor.
Hastaneye gittim, o kadar kalabalıktı ki bir türlü bana sıra gelmedi. Ben de yüksek sesle, “Doktor bey, ben Çin’den yeni geldim, çok hastayım!” dedim. İlk beni aldılar; özel ilgiler, odalar falan… Her şey temiz çıktı, gayet iyiyim. Evde dinleniyorum. Bitmezdi ki o sıra!
Az önce markete değdim, muazzam kalabalık vardı. Şöyle bir içeriye bakıp, “Veli amca Allah kabul etsin, ne zaman geldin umreden?” dedim. Markette kimse kalmadı.
Yaz geliyor fit olayım derken, karantinaya girdim; fil gibi oldum.
Yarın hava güzel olacakmış, çocuklarımı da alıp salona geçeyim diyorum.
Pozitif çıkan birinin, ailesinden ve bütün akrabalarından helallik isterken hepsine sarılması ve şapur şupur öpüşmeleri neticesinde, bütün köy ve ilçe karantinaya alınmış.
Koronavirüs, bizi eve hapsettin; kendin dünyayı geziyorsun, ayıp oluyor ama.
Yıllarca bizi üç harfliler çarpacak diye korkuttular; meğerse o cin değil, Çin’miş.
Düşündürebilmek, gelecek için üretilecek ürünün ana kapısıdır.
(Kazım İLHAN)
Toplumun ve ailenin en büyük ilacı doğru iletişimdir.
(Kazım İLHAN)
Sizlerin düşünce ve duygularınız benim için önemli; paylaşmak ve paylaşılmasını istediğiniz konularınızı bekliyorum.
Saygılarımla.
Birlikte siz, biz demeden; sıcak, sevecen ve mutlu birlikteliklerin bir arada olduğu, sağlıklı ve neşeli yarınlar dilerim.
Hoşça kalın.











