Merhaba Kıymetli Okuyucularım;
Toplumun çelişkileriyle yüzleşme zamanı…
“Bu ne perhiz, bu ne lahana turşusu?”
Hayatın çelişkileri bazen bir deyimle özetlenir. Türk Dil Kurumu’na göre bu deyim; dürüst olmamak, tutarsız davranmak anlamına gelir. Teoride başka, pratikte bambaşka şeyler yapmak için de kullanılır. Peki, bugünlerde bu çelişkiyi fark edebiliyor muyuz?
Devletin ilgili kurumları—İçişleri Bakanlığı, Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı, Sağlık Bakanlığı—ve sivil toplum kuruluşları, toplumun huzuru için gece gündüz çalışıyor. Amaç belli: Cinayetsiz, şiddetsiz, sağlıklı bir toplum inşa etmek.
Ancak öte yanda;
• Emeksiz kazanç uğruna oynanan bahisli oyunlar,
• Dizilerden rol kapan gençler,
• Küfürlü dilin normalleşmesi,
• Sigaranın çocukların ağzından düşmemesi,
• Ekran bağımlılığıyla kaybolan nesiller…
Çevremde üç okul, bir yurt var. Gençlerin dilinde sevgiden çok küfür, ellerinde kalemden çok sigara…
Neden? Çünkü diziler, oyunlar, programlar bilinçsizce hayatın içine sokuluyor. Bu noktada RTÜK’e büyük görev düşüyor. Denetimler reyting kaygısından uzak, daha titiz ve hassas yürütülmeli. Toplumu zehirleyen içeriklere daha baştan izin verilmemeli.
Aksi halde milyonlarca lira harcayarak ailelerimizi ve çocuklarımızı kurtarmaya çalışıyoruz. Bu büyük bir çelişki değil mi? Bu ne perhiz, bu ne lahana turşusu?
Nasıl ki depremde, selde önlem almazsak felaket kaçınılmazsa; aile, toplum ve kültürde de önlem almazsak aynı şekilde felakete davetiye çıkarıyoruz. “Benim evladım yapmazdı” cümlesini sıkça duyuyoruz. Oysa sebep açık: Bile bile yanlış beslenen zihinler.
Dünyada yaşanan savaşlar, güçlünün güçsüzü ezmesi ne kadar acı bir gerçekse; ailede baba, anne, büyükbaba, büyükanne figürlerinin yok olmaya başlaması da o kadar acı bir gerçektir.
Unutmayalım: Mutluluk yalnızca kazançta, mutsuzluk yalnızca kayıpta gizli değildir. Asıl mesele, her durumdan alacağımız dersi görebilmektir. Çünkü hayat, nefes aldığımız sürece bize yeni dersler sunmaya devam eder.
Önemli olan yalnızca ders vermek değil; dinlemeyi, anlamayı, sorgulamayı ve öğrenmeyi bilmektir. Kaynağı bilmeden hüküm vermek yerine sabırla bekleyip gerçeği görmek gerekir. İşte o zaman kazanç gerçek bir kazanca, kayıp da kıymetli bir öğrenişe dönüşür.
Hayat düşünürken doğar. Ve biz, düşündüğümüz kadar yaşamayı öğreniriz.
Kazım İLHAN
Sosyolog ve Aile Danışmanı











