Bir şehrin kalbi yeniden çarpmaya başladı…
Ama ritmi hâlâ tam anlamıyla düzen bulmuş değil.
Samsunspor’unKayserispor karşısında aldığı 2-1’lik galibiyet, uzun süredir beklenen bir nefes oldu. Bu skor yalnızca üç puan değildir. Bu skor, bir şehrin yeniden ayağa kalkma iradesinin işaretidir.
Ancak bu işaret bir zafer çığlığından çok, bir çağrının sesi gibidir.
Çünkü sahada hâlâ bireysel tercihler, kale sahasında boşa giden fırsatlar ve zaman zaman takım ruhunu gölgeleyen alışkanlıklar göze çarpıyor. Futbol yalnızca yetenek işi değildir; aynı zamanda bir akıl, disiplin ve birlikte hareket etme sanatıdır.
Maçta öne çıkan isimlerden biri olan Celil Yüksel, sahadaki mücadelesiyle bireysel ışığın nasıl bir umuda dönüşebileceğini gösterdi. Onun performansı, bir kıvılcımın nasıl bir meşaleye dönüşebileceğinin işaretiydi. Ancak unutulmamalıdır ki bir meşale tek başına koca bir şehri aydınlatamaz. Bunun için bütün takımın aynı inanç ve disiplinle mücadele etmesi gerekir.
Bu noktada sorumluluk sadece sahadaki oyunculara ait değildir.
Kulüp başkanı ve yönetim, bugünden itibaren gelecek sezonun planını net bir şekilde ortaya koymalıdır. Transfer politikası, teknik vizyon ve kurumsal strateji doğru belirlenmezse bugün esen rüzgâr yarın dinebilir. Futbol, günü kurtarma değil; geleceği inşa etme sanatıdır.
Ve taraftar…
Her zaman olduğu gibi yine tribünlerdeydi. Sevincin de hüznün de ortağı olan o büyük kitle, yani futbolun 12. adamı.
Onlar yalnızca tezahürat yapan insanlar değildir.
Onlar bu şehrin duygusudur, hafızasıdır, nefesidir.
Bu şehir sahada mücadele görmek istiyor.
Bu şehir, terinin son damlasına kadar savaşan bir takım görmek istiyor.
Çünkü taraftarın verdiği destek, karşılığını sahada görmek ister.
Sonuç olarak;
Bu galibiyet, Samsunspor’un yeniden ayağa kalktığının ilanı değildir.
Ama ayağa kalkması için yapılmış güçlü bir çağrıdır.
Bu skor bir zaferden çok bir uyarıdır.
Bir umut değil, aynı zamanda bir sorumluluktur.
Samsunspor yeniden kendi kimliğine, kendi ekolüne dönmelidir.
Çünkü biz iyi biliriz:
Bir şehir çağrı yapıyorsa,
o çağrının ardında tükenmeyen bir nefes vardır.
Ama çağrıya kulak verilmezse,
bir gün o nefes de sessizleşir.
Kazım İlhan
Sosyolog ve Aile Danışmanı












