Sanatın sessiz nefesi, vefanın güçlü adı…
Kıymetli okuyucularım,
Sanat, her zaman yüksek sesle konuşmaz.
Bazen usulca yürür, iz bırakır; bazen bir öğrencinin gönlünde, bazen bir eserin satır aralarında yaşamaya devam eder.
Cengiz Cermen hocamızın sanat yolculuğu, işte bu sessiz ama derin izlerden biridir.
Sanatla Yoğrulan Bir Hayat
13 Temmuz 1955’te Samsun’un Vezirköprü ilçesinde dünyaya gelen Cengiz Cermen, musikinin içine doğmuş bir isimdir.
Babası Mehmet Cermen’in ud ve kemanı, amcası Mustafa Cermen’in tanburu onun ilk ilham kaynakları olmuştur.
Mandolin ve bağlama ile başlayan bu yolculuk, ortaokul yıllarında kendi çabasıyla geliştirdiği nota ve nazariyat bilgisiyle sağlam bir zemine oturmuştur.
Askerlik görevini yaptığı Diyarbakır-Silvan yılları ise, ilk beste ve güfte denemelerinin filizlendiği dönem olmuştur.
1980 yılında Samsun Belediyesi Konservatuarı’nda ud, tanbur ve lavta sanatçısı olarak göreve başlayan Cengiz Cermen hocamız,
yıllar içinde yalnızca bir icracı değil; bilgisini paylaşmayı önceleyen bir eğitmen ve sorumluluk alan bir yönetici olarak da tanınmıştır.
Türk Sanat Müziği ve Türk Halk Müziği bölümlerinde nazariyat ve solfej dersleri vermiş; bölüm başkanlığı ve müdür yardımcılığı görevlerinin ardından
1989 yılında konservatuar müdürlüğüne atanmıştır. Aynı yıl, çocuklara yönelik müzik, tiyatro ve halk dansları bölümlerinin kurulmasına öncülük ederek
kültür hayatımıza kalıcı bir nefes kazandırmıştır.
Besteleriyle TRT radyo ve televizyonlarında yer almış; hicazdan nihavende, çocuk şarkılarından klasik formlara uzanan eserleriyle
çeşitli yarışmalarda ödül ve mansiyonlar almıştır. Her ödül, onun sanat yolculuğunda bir durak olmuştur;
ama asıl ödül, yetiştirdiği öğrencilerin gönlünde bıraktığı izdir.
Kültür ve Turizm Bakanlığı Samsun Devlet Klasik Türk Müziği Korosu’nda tanbur sanatçısı olarak uzun yıllar görev yapan
Cengiz Cermen hocamız, bir dönem müdür vekilliği sorumluluğunu da üstlenmiştir.
2019 yılında sağlık nedenleriyle emekli olduğunda, geride yalnızca eserler değil;
yetiştirdiği öğrenciler, dokunduğu hayatlar ve güzel hatıralar bırakmıştır.
Bir Tanışma, Bir Gönül Bağı
Kendisiyle tanışmam, emeklilik dönemimde ud’a olan ilgimin arttığı bir zamana denk gelir.
O yıllarda notasız şarkılar söyler, şiirler yazar; duygularımı bazen bir deftere, bazen bir peçeteye dökerdim.
Samsun İl Türk Müziği’nin kitap satış bölümüne bir gün uğradığımda, aldığım kitaplar arasında karşılaştık.
O gün başlayan tanışıklık, zamanla karşılıklı saygı ve samimiyetle derinleşti.
Geçtiğimiz günlerde kendisini hastanede ziyaret ettiğimde içimde güçlü bir düşünce oluştu:
Topluma nefes olmuş bir sanatçıyı, ahde vefa duygusuyla topluma yeniden hatırlatmak gerekir.
Sessizce Işık Olanlardan
Cengiz Cermen hocamız, yüksek sesle değil; emeğiyle, duruşuyla ve insan ilişkilerindeki incelikle iz bırakan bir sanatçıdır.
“Ben” demekten çok “biz” demeyi tercih eden; işine saygıyı, insana kıymeti önceleyen bir gönül insanıdır.
Onu tanıyanlar için yalnızca bir bestekâr değil; yol gösteren bir büyüktür.
Bu satırlar, bir teşekkür ve bir vefa niyetiyle kaleme alındı.
Kendisinin ve ailesinin sağlıklı, huzurlu bir ömür sürmesini diliyorum.
Sanatın ve vefanın nefesi olarak,
Cengiz Cermen hocamıza gönülden selam olsun.
Sevgi ve saygılarımla,
Kazım İlhan
Sosyolog ve Aile Danışmanı












