Hayat dediğimiz şey, yalnızca bir nefesin alınıp verilmesi değildir; ortak yaşam alanlarımızda birbirimize nefes olabilmektir. 7–14 Ocak Beyaz Bastonlular Haftası, bize bir haftalık bir farkındalıktan öte, sürekli bir sorumluluk hatırlatır. Çünkü görme engelli kardeşlerimizin yürüyüş yolları, kaldırımları ve sosyalalanları yalnızca onların değil, hepimizin ortak yaşam merkezleridir.
Ne yazık ki çoğu zaman bu hafta boyunca yapılan gösterişli etkinlikler, ertesi gün unutuluyor. Fotoğraflar çekiliyor, güzel sözler söyleniyor; fakat yılın geri kalanında yollar yine engellerle dolu kalıyor. Oysa mesele kutlama yapmak değil, kalıcı çözümler üretmektir. Muhtarından belediye başkanına, mülki amirinden sivil toplum kuruluşlarına kadar herkesin görevi; beyaz bastonluların hayatını kolaylaştıracak somut adımlar atmaktır.
Merhum Mete Kahraman’ın sözleri hâlâ kulaklarımızda: “Annem vefat ettiği gün, gerçek engelli olduğumu anladım.” Bu cümle, bakım ve destek ihtiyacının ne kadar derin olduğunu gösteriyor. Engelli bireylerin yalnızca teknik düzenlemelere değil, aynı zamanda sosyal ve duygusal desteğe de ihtiyacı vardır. Onları ayda birkaç kez etkinliklere davet etmek, birlikte zaman geçirmek ve toplumsal hayattan ayrı tutmamak, nefesdaşlığın en somuthâlidir.
Bizim görevimiz, “onlar” demek yerine “biz” diyebilmektir. Çünkü yarın ne olacağımızı kimse bilemez. Sağlık, engellilik, ihtiyaç… Bunlar hepimizin ortak kaderidir. O yüzden nefesimizi, sorunlara birlikte çare bulmak için kullanmalı; daha yaşanabilir bir hayat alanı oluşturmak için sorumluluk almalıyız.
Hayat, sen–ben ayrımıyla değil, “biz” bilinciyle anlam kazanır. Beyaz bastonluların yollarını açmak, aslında kendi yolumuzu açmaktır. Çünkü nefesdaşlık, yalnızca bir empati değil; ortakbir yaşam ahdidir.
Toplumun ve ailenin en büyük ilacı doğru iletişimdir. Bu gerçeğin ne kadar önemli olduğunu, konular işlendikçe daha iyi fark edeceğimize inanıyorum.
Sevginin özü, kendi sevgini göstermekle başlar.
İnsanın ilmi ve edebi, en büyük varlığıdır; eskimez, çürümez, kaybolmaz. (Mevlânâ)
Düşündürebilmek, gelecek için üretilecek değerin anakapısıdır.
Birlikte; siz, biz demeden, sıcak, sevecen ve mutlu birlikteliklerin hâkim olduğu sağlıklı, neşeliyarınlar diliyorum.
Hoşçakalın.
Kazım İlhan
Sosyolog ve Aile Danışmanı











