Merhaba Kıymetli Okuyucularım;
Beştepe Millet Camii’nde, az sayıda kişinin katılımıyla cuma namazı kılındı. Cuma hutbesini Diyanet İşleri Başkanı Prof. Dr. Ali Erbaş okudu.
Hutbede neler söylendiğine birlikte göz atalım:
Aziz Kardeşlerim!
Millet olarak nice zorlukları birlik, beraberlik, yardımlaşma ve dayanışma ruhuyla aştık. Yaşadığımız bu günleri de tedbir ve tevekkülle, istişare ve sağlam bilgiyle, sağduyu ve basiretle, sabır ve duayla atlatacağız inşallah. Yeter ki sorumluluklarımızın bilincinde olalım. Tavsiyelere, kararlara ve tedbirlere titizlikle uyalım.
Kardeşlerim!
Evimizde geçirdiğimiz zamanı geçmişimizin muhasebesi ve geleceğimizin Allah rızası doğrultusunda inşası için fırsata dönüştürelim. Yuvamızdaki sevgi ve muhabbeti pekiştirmenin gayreti içinde olalım. Çocuklarımızın eğitimini aksatmayalım.
Ey iman edenler!
Sabır ve namazla Allah’tan yardım dileyin. Şüphesiz Allah sabredenlerin yanındadır. (Bakara, 2/153) Ayeti gereği sabır ve namazımızla, ibadet ve taatimizle, dua ve niyazımızla, tevbe ve istiğfarımızla Rabbimizin engin rahmetine sığınalım.
Aziz Müslümanlar!
Milletimizin bu musibetten kurtulması için gece-gündüz demeden canla başla hizmet eden bütün kardeşlerimize Yüce Allah’tan yardım ve başarı diliyorum. Ülkemizin, İslam âleminin ve bütün insanlığın bu illetten tez zamanda kurtulmasını Cenâb-ı Hak’tan niyaz ediyorum.
Hutbede korona virüsle ilgili özen gösterilmesi gerektiği vurgulandı. Prof. Dr. Ali Erbaş, “Sorumluluğumuzu ihmal ederek kendimize ve başkalarına zarar vermek büyük bir vebaldir, kul hakkı ihlalidir” mesajını verdi.
Ayrıca, Diyanet İşleri Başkanlığı’ndan 81 ilin valisine gönderilen yazıda, “Camilerin kapalı tutularak herhangi bir toplanmanın engellenmesi konusunda alınacak tedbirlerin bizzat denetimini önemle rica ederim” denildi.
O zaman söylenenler ile uygulama arasında bir çelişki gözüküyor. İşte tam da bu noktada dilimize yerleşmiş olan “Bu ne perhiz, bu ne lahana turşusu” deyimi akla geliyor:
Bir ilke benimsediği halde, benimsediği bu ilkenin tersine davranışlarda bulunanlar için söylenir.
Sonuç olarak, Sayın Diyanet İşleri Başkanı Prof. Dr. Ali Erbaş’ın hutbesi ve uygulama arasındaki fark, insanlarda şöyle bir izlenim bırakıyor: “1 Nisan şakası mı yaptı acaba?”
Düşündürebilmek, gelecek için üretilecek ürünün ana kapısıdır. (Kazım İLHAN)
Toplumun ve ailenin en büyük ilacı doğru iletişimdir. (Kazım İLHAN)
Sizlerin düşünce ve duygularınız benim için önemli; paylaşımlarınızı bekliyorum.
Birlikte, “siz, biz” demeden, sıcak, sevecen ve mutlu birlikteliklerin bir arada olduğu sağlıklı ve neşeli yarınlar dilerim. Hoşça kalın.











