Merhaba kıymetli okuyucularım;
Her insan bir engelli olarak karşılaştığı olayları, haksızlıkları, hüzünleri, cesareti ve hayata dair birçok şeyi keşfetmek için düşünür; düşüncelerini eyleme dönüştürerek yaşanmışlıklardan gözlemler elde eder.
Buyurun, şimdi her insanın “keşke” dedikleriyle veya buna izin vermeden onlarla bütünleşerek hayatını geçirmiş insanlarımız ve aileler vardır.
Haydi bakalım, misafir olarak yaşadığımız bu dünyada...
Keyifle kullanıyorum;
Annemin, ta biz çocukken aldığı bir yemek takımı vardı. Kıyıp kullanmadı, vitrine koydu. Aradan yıllar geçti; babam öldü, annem yaşlandı, biz büyüdük ama o yemek takımı hep vitrinde kaldı.
O gün bugündür kıytırık bir yemek takımının sırayla bizi yolcu etmesine sinir oldum. Şimdi neyim varsa keyifle kullanıyorum. Hiçbir eşyanın arkamdan el sallamasına izin vermeyeceğim. Size de tavsiye ederim: Misafirlere layık gördüğünüz ne varsa siz kullanın. Unutmayın, siz de bu dünyada bir misafirsiniz...
Yenik düşen çocuk gibi;
Naif insanlardı bizim nesil... Kitap ayracı nedir bilmezdik mesela; güller kurutup, kuru gülleri koyardık kaldığımız sayfaya. Bitince kıyamazdık ne kitabı ne de kuru gülümüzü atmaya. Defterlerimizi bile süslerdik, yukarıdan aşağıya renk renk kuru boyalarla — tıpkı yüreğimiz gibi...
Yere düşen ekmeği bile öper, alnımıza koyar; sonra bir duvar bulup oraya koyardık, kuşlar yesin, ayak basmasın diye. Utanç nedir bilirdik; pişkinlik yapanın adı çıkardı arsıza, korkardık adımız çıkacak diye.
Saçımızda, giyim kuşamımızda bile bir tertip, bir düzen vardı. Aklımız gökkuşağı gibi renkli, yüreklerimiz lekesizdi. Yaşayışımız, hayata ve insanlara bakışımız güzeldi. Güzel bir nesilden gelmiş, üzgün bir nesiliz şimdi biz...
Yolun sonunda anlarsın;
İnsan gitmek için, zaman geçmek için var olmuş. Sen şimdi zamanı harcadığını sanırsın; zamanın seni nasıl harcadığını yolun sonunda anlarsın. Keşke yolun sonunda, masalın sonunu duymadan uykuya yenik düşen çocuk gibi hep masum kalabilsek...
Yıllardır hayatımdaki insanların tüm beklentilerini karşılayamadım. Ama elimden geleni yaptım. En önemlisi de kimsenin hayal kırıklığı olmadım, olmamaya çalıştım.
Bahane bulmak çok kolaydır gitmek için. “Öfkeliydim” dersin, “senin yüzünden” dersin, “beni bu hale getirdin” dersin... Biraz yürekli olanlar, ne olursa olsun “yapmamalıydım” diyenlerdir. Yetinmeyip giden herkesin yolu açık olsun.
Sonuç olarak;
Düşündürebilmek, gelecek için üretilecek ürünün ana kapısıdır. (Kazım İLHAN)
Toplumun ve ailenin en büyük ilacı doğru iletişimdir. (Kazım İLHAN)
Birlikte siz, biz demeden; sıcak, sevecen ve mutlu birlikteliklerin bir arada olduğu, sağlıklı ve neşeli yarınlar dilerim.
Hoşça kalın.











