Bazıları hesap sormayı çok sever.
Başkasının yanlışını büyütür, kendi yanlışını küçültür.
Başkasının açığını manşet yapar, kendi açığını dipnota saklar.
Başkasına ahlak dersi verirken kendi yaptıklarının üzerini üç kat örtmeye çalışır.
Gölge Adam'ın bugünkü sözü basit:
Aynaya bakmadan kimseye hesap sorulmaz.
Çünkü insanın en zor yüzleşmesi başkasıyla değil, kendisiyledir.
Kendi hatasını kabul etmek cesaret ister.
“Ben yanlış yaptım” diyebilmek, saatlerce başkasını suçlamaktan çok daha ağırdır.
Ama bazıları için suçlu her zaman başkasıdır.
Ekonomi kötü ise başkası.
İşler yolunda gitmiyorsa başkası.
İnsanlar tepki gösteriyorsa başkası.
Dün söylediğini bugün inkâr ediyorsa yine başkası…
Kendisine gelince?
Sessizlik.
Ne güzel dünya!
Kendi terazisi bozuk olanların başkasına gram hesabı yapması da zaten bundan.
Oysa hayatın bir huyu vardır:
Unutmaz.
Bugün alkışlanan söz, yarın insanın karşısına belge olarak çıkabilir.
Bugün yapılan küçük bir haksızlık, yarın büyüyüp koskoca bir itibar kaybına dönüşebilir.
Bugün “kim hatırlayacak?” diye yapılanlar, yarın herkesin hatırladığı şey olabilir.
Bu yüzden Gölge Adam diyor ki:
İnsan başkasının hesabını tutmadan önce kendi defterine bakmalı.
Kaç kişiyi kırdım?
Kaç kişiye verdiğim sözü tutmadım?
Kaç kez işime geldiği için doğruyu eğip büktüm?
Kaç kez güçlüye başka, güçsüze başka konuştum?
Ve en önemlisi:
Ben gerçekten haklı mıyım, yoksa sadece kendimi haklı çıkarmayı mı iyi biliyorum?
İşte asıl mesele burada.
Çünkü herkes konuşabilir.
Herkes eleştirebilir.
Herkes parmak sallayabilir.
Ama herkes aynaya bakamaz.
Bazıları aynayı da suçlar.
Gölge Adam'ın bugünkü notu da budur:
Aynadan korkanların, başkalarının yüzüne bakacak kadar cesur görünmesi sadece bir gösteridir.
Perde kapanır.
Kalabalık dağılır.
Alkış biter.
Ve insan yine kendisiyle baş başa kalır.
O gün kaçacak bir yer yoktur.
Çünkü insanın en uzun yolculuğu, kendi vicdanına doğrudur.
Gölge Adam









