Sevgili Okurlarım,
Müsaade ederseniz, daha önce kaleme aldığım bir yazıya bugün eklemeler yaparak devam etmek istiyorum. İnsanların özel hayatları, başkalarının özel hayatının sınırıdır. Yani, kimseye hakaret etmeden ve kötü söz söylemeden insanları eleştirmek doğal bir haktır. Ancak bu eleştiriler, doğru ve haklı bir çerçevede yapılmalıdır. Bugün sizlerle, ülkemizin köklü eğitim kurumlarından biri olan Samsunumuzun gurur kaynağı 19 Mayıs Üniversitesi’nin rektör atamaları hakkında sohbet etmek istiyorum.
Bildiğiniz üzere, rektör ataması yaklaşık 1 ay gecikti. Bu süre zarfında birçok spekülasyon ortaya atıldı, fakat bunların hiçbiri gerçeklik kazanmadı. Kendisini kanıtlamış bir üniversiteye, kendi içindeki değerli akademisyenler varken, neden dışarıdan bir atama yapılması gerektiğini bir Samsunlu olarak anlamış değilim. Bence, Sayın Cumhurbaşkanımız yanlış yönlendiriliyor. Ancak, kendisinin akıllı bir devlet adamı olduğuna inanıyorum ve nihayetinde doğru kararı vereceğinden eminim.
Rektörlük başvurularında, gerçekten üst düzey akademisyenler yer aldı ve her biri birbirinden değerli isimler. Bu konuda hiçbir sözümüz olamaz. Başvuru yapanlar arasında, uzun yıllar birlikte okuduğum ve çalıştığım çok kıymetli akademisyen arkadaşlarım da vardı. Liyakat dediğimiz şey, işte tam da bu noktada devreye giriyor. Bu arkadaşlarımın bu görev için son derece liyakat sahibi olduklarına gönülden inanıyorum.
Burada sizlerle paylaşmak istediğim önemli bir konu da istişare geleneğidir. Efendimiz, istişareye çok önem vermiştir. Her şeyi herkes bilemez; bazen birilerine danışmak, fikir almak zorunludur. Nihayetinde, karar mercileri yine kendi kararlarını verecektir.
19 Mayıs Üniversitesi rektör atamaları sürecinde, eski rektörün adı gündeme geldiğinde üniversitedeki birçok akademisyen ve Samsun halkı temkinli bir yaklaşım sergilemiştir. Kendisinin kişiliğine ve insanlığına kimsenin bir sözü yoktur. Ancak, üniversite ve bürokrasi üzerindeki etkisi, hatta Samsun halkı üzerindeki yansıması sınırlı kalmıştır. Tekrar atanması, liyakat açısından tartışmalıdır. Samsun halkı bu süreci yakından takip etmiş, son ana kadar ilgiyle izlemiştir.
Nihayetinde Sayın Cumhurbaşkanımız, çok yerinde bir kararla rektörlük görevine Prof. Dr. Fatma Aydın’ı atamıştır. Bu atama, liyakat ve adaletin sağlandığını gösteren önemli bir karardır. Prof. Dr. Fatma Aydın’ın bu görevi en iyi şekilde yerine getireceğine ve Samsun halkı ile üniversiteyi yeniden kaynaştıracağına olan inancım tamdır. Kendisinin akademik birikimi ve insanlarla olan güçlü iletişimi, bu atamanın doğru bir tercih olduğunu kanıtlıyor. Ayrıca, doktorluk döneminde baktığı hastalardan hep olumlu geri dönüşler almıştır. Bu da hocamızın, üniversite ile Samsun halkını eskisi gibi bir araya getirebileceğinin bir göstergesidir.
Prof. Dr. Fatma Aydın’ın, sadece bir üniversitenin değil, tüm akademik camianın rektörü olacağına inanıyorum. En azından arandığında ulaşılabilen, randevu taleplerine geri dönüş yapan bir rektör olacağından hiç şüphem yok. Allah, kendisinin yolunu açık etsin, yar ve yardımcısı olsun.
Hocamızdan tek isteğimiz; devletini ve milletini seven, işinin ehli insanlarla çalışarak liyakati ön planda tutmasıdır.
Bir sonraki yazımda görüşmek dileğiyle, sağlıcakla kalın!












