Sevgili Okurlarım,
Öncelikle bu, benim ilk yazı deneyimim. Buradan herkese selamlarımı sunuyorum.
Bu yazımda sizlerle günümüzün kanayan yarası, belki de birçok kişinin muzdarip olduğu "liyakat" konusundan bahsetmek istiyorum.
Liyakat, yeterlilik ilkesi olarak da adlandırabileceğimiz, verilen görevi başarı ile yapabilme yetisi olarak tanımlanabilir. Göreve kabul edilme ve yükselmelerde “bilgi, görgü ve diplomayı” esas alan bir anlayıştır. Daha önce de söylediğim gibi, günümüzün en derin sorunlarından biri olarak görüyorum. Hayatımızın hemen her yerinde, gittiğimiz her kurumda karşılaşabileceğimiz kronik bir sorun bu.
Peygamber Efendimiz (s.a.v), Kabe’nin anahtarlarını bir Hristiyana vermiş. Allah’ım, ne büyük bir idarecilik anlayışı! Allah Rasulü, en yakınına "Al bu anahtarları, Kabe senden sorulur" diyemez miydi? Neden bir Hristiyana verdi acaba?
Maalesef, kurumlarımızın en büyük kanayan yarası, adam kayırma; işe göre adam değil, adama göre iş anlayışı. Her gelen siyasi iktidar, tabii ki kendi ekibiyle çalışmak ister. Buna kimsenin itirazı yoktur sanırım; gayet normal bir durum. Bizi üzen, kurumlarda işleyişin bu değişikliklerden etkilenmesidir. Sınav yapılıyor, ancak yüksek puan alan değil de mülakatta istenilen kişi alınıyor. Şimdi sorarlar adama, niye sınav yapıyorsunuz? Madem alınacak kişi belli, mülakat yapın olsun bitsin. Hiç değilse sınava giren kişi beklenti içine girmesin.
Kurumlarda yaşanan keşmekeşin, adam sendeciliğin ve adam kayırmanın önüne geçmemiz için, adama göre iş değil, işi yapacak doğru kişiyi bulmamız gerekiyor. Bu, yöneticinin boynunun borcudur. Öyle ki yönetim kadrosu değişse bile, işi yürüten, gerçekten işin ehli olan çalışanların değişmesi taraftarı değilim. Eğer kişi hakkıyla görevini yapıyorsa, bana ne adamın siyasi görüşünden? Benim için önemli olan devlet ve millet menfaatidir. Kişi menfaati ön plana çıkarsa, işte o zaman kokuşmuşluk başlar.
Kimsenin paralı kölesi olmamak lazım; yönetimin adamı değil, milletin ve halkın adamı olmak lazım. Yani biz, aklımızla Allah Rasulü’nden daha mı iyi biliyoruz bu işi? Anlamadım gitti.
Bugünkü yazım bu kadar. İnşallah bir dahaki yazımda bu konuya daha geniş değineceğim.
Kalın sağlıcakla!












