Sevgili Okurlarım,
Bugünkü sohbetimizde yine sizlerle farklı konularda söyleşmeye devam etmek istiyorum. Uzun bir aradan sonra yeniden buluşmanın heyecanını yaşıyorum.
Değerli Samsunlular, gün geçmiyor ki ülkemizde ve şehrimizde olaysız bir gün geçmesin.
Artık sokaklar güvenli olmaktan çıktı.
Eskiden mahallelerimiz, köylerimiz ne kadar güzeldi.
Şimdi insanlar, belli bir saatten sonra kendi mahallelerinde gezemez hale geldi.
Köyleri zaten saymıyorum, çünkü köy diye bir şey kalmadı.
Bu toplum, bu insanlar nasıl bu hale geldi?
Bu gençler ne olacak?
Devlet kurumları da iyice disiplinsizleşmiş durumda; lakaytlık almış başını gidiyor. Devlete kapağı atan, "salla başı al maaşı" havasında.
Böyle mi olmalıydı?
Devlet sana bir iş imkânı sunmuş, peki neden görevini layıkıyla yapmazsın?
Aldığın o maaşın hakkını vermek için neden çaba göstermezsin?
Bir resmi kuruma gittim, orada dikkatimi çeken bir yazı vardı: "Vatanını en çok seven, görevini en iyi yapandır." Çok anlamlı bir söz. Ama içeriye giriyorsunuz, herkes kendi havasında. Demek ki bu işler yazıyla olmuyor; insanın içinde olmalı. Aldığın maaşı hak edip etmediğini sorgulamalı, vicdan muhasebesi yapmalı. Bu sadece devlet çalışanları için değil, hepimiz için geçerli.
Kendimizi düzeltirsek, toplum da düzelecektir.
17 bin lira asgari ücretle geçinmeye çalışan insanlar varken, aldığı 50 bin lira maaşa dert yananları gördükçe, insan şükür etmenin azaldığını fark ediyor.
Her zaman kendinden alttekilere bakarak yaşamalısın; üsttekilere baktıkça insan doyumsuzlaşıyor.
Allah herkese, hesabını verebileceği hayırlı kazançlar nasip etsin. İşe girmek isteyenler "ne iş olsa yaparım" derken, işi aldıktan sonra neden dert yanarlar?
Görevinin gereğini yerine getir!
Pandemi dönemini hatırlıyorum; birçok arkadaşım işe gitmiyordu.
1 yıl boyunca hiç işe gitmeden maaş alan insanlar olduğunu biliyorum.
Elbette gerçekten rahatsız olanlara sözüm yok.
Ancak bu durumu fırsata çevirenler ve onları denetlemeyen yöneticilere de söyleyeceklerim var.
Görevini yapmayana müsamaha göstermemek gerekir. Alınan her maaşta yetim hakkı olduğunu unutmamalıyız.
Bence devlet kurumlarının gözden geçirilmesi lazım. "Salla başı al maaşı" dönemi bitmeli artık. Biz işi kişiye göre değil, kişiyi işe göre görevlendirmeliyiz.
Bir kişinin yapabileceği işin başında üç kişi var, ama iş yine yürümüyor.
İnanın bu durum bütün devlet dairelerinde böyle.
Yetkililere bir ricam da toplu taşıma araçlarını ara sıra kontrol etmeleri. Yazık bu insanlara! Balık istifi gibi yolculuk yapmaktan yorulduk artık.
Otobüsü de aynı, minibüsü de aynı.
Sürekli şikayet, sürekli şikayet.
Ama çözüm yok!
Toplumun yararına olan her konuda yazmaya devam edeceğim. Samsunspor'a Galatasaray karşısında başarılar dilerim.
Diyorum ki:
Kırmızısına, beyazına, Havza ile Vezirköprü’ye, kurban olurum güzel ilim Samsunuma.
Lösemi Haftası’nı kutluyor, "Ne mutlu Türküm diyene!" diyerek sağlıcakla kalın diyorum, dostlar.












