Merhaba Kıymetli Okuyucularım;
Bugün 2 Nisan Dünya Otizm Farkındalık Günü. Otizmin farkındayız, otizmli bireylerin yanındayız. Unutmayalım ki otizmin tek tedavisi erken tanı ve yoğun, sürekli eğitimdir.
Otizm, beynin gelişimsel bir farklılığıdır. Bu nedenle otizmli çocukların sosyal ilişkileri yaşıtlarına göre farklı olabilir. Ama bu, onları ayırmayı gerektirmez; aksine saygı duymalı ve onların da en az herkes kadar değerli olduğunu hatırlamalıyız.
Ne yazık ki, bazı kişiler sözde farkındalık gösterirken fiilen hiçbir destek sağlamıyor; hatta dışlayıcı politikalarla otizmli bireylerin eğitim haklarına engel olabiliyor. Bu, hiçbir toplumda kabul edilemez.
Otizmi eksiklik yerine farklılık olarak görürsek, topluma yeni dehalar kazandırabiliriz. Yeterli ilgi ve sevgi, özel eğitim ile otizmli bireylerin yetenekleri ortaya çıkar. Onlar kaliteli eğitimle topluma büyük katkılar sağlayabilir.
Dünya çapında bunun örnekleri çok:
İngiltere’de binaları çizimleriyle güzelleştiren Otistik mimar Stephen Wiltshire
Her yüzyılda adı geçen besteci Ludwig Van Beethoven
Hayatımıza ışık tutan mucit Thomas Edison
İlk otomobilin mucidi Henry Ford
Dünyaca ünlü yazar Franz Kafka
Yer çekimi kanununu bulan Isaac Newton
Ülkemizde de diziler ve farkındalık çalışmaları sayesinde toplum olarak otizmi anlamaya başladık; örneğin Mucize Doktor.
Otizmle ilgili hatırlatmak isterim:
Otizm hastalık değil, bir farklılıktır.
Otizmli bireyler, farklı düşünen ve fark yaratan baharın en güzel renkleri ve en güzel mavisi gibidir.
Farkındalık; bilmek, olduğu gibi görmek ve anlayış geliştirmek demektir.
Hiçbirimiz sağlığımızın garantisini veremeyiz. Kim bilir, sonradan engelli olan birçok kişi gibi biz de özel eğitime ihtiyaç duyabiliriz. Bu nedenle toplum olarak otizmli bireylere sahip çıkmalı, önce onları tanımalı, sonra kucaklamalıyız.
Sonuç olarak: Göz teması kuramayabilirler, ama yüreklerini hissederiz. Otizmli bireyler, eğitimle topluma büyük değerler kazandırabiliyor.











