Merhaba kıymetli okuyucularım,
Hayatın elinden alınması sadece ölümle değil, yaşamın anlamının yitmesiyle de olur. Dokunmak, sevmek, paylaşmak... Bunlar insanın doğuşuyla birlikte nefes gibi doğal gelen ihtiyaçlarıdır. Bugün bir annenin evladına adadığı hayat, yarın bir toplumun vicdanına dönüşebilir.
Bir dostumun annesi vefat ettiğinde söylediği o cümle hâlâ yüreğimde: “O gün anladım engelli olduğumu.” Çünkü ardından “Sesimi duyan var mı?” diye sormaya başladı. Kimse yoktu. Beş yıl sonra o da hayata veda etti.
Deprem sonrası bir işadamının çorba kuyruğundaki sözü de unutulmaz: “Binlerce kişiye iş veriyordum, bugün aynı sırada bir kap çorba için bekliyorum.” Hayat bize “Ne oldum değil, ne olacağım?” diye düşündürmeli. Dün duymadığımız bir ses, yarın bizim çığlığımız olabilir.
Türk toplumunun vicdanı güçlüdür, ama rehavete kapılmamalıyız. Ahlak ve adalet terazisinin kefesi ancak eşit olursa toplum nefes alabilir. Allah hepimizi doğru yoldan, vicdandan ve adaletten ayırmasın.
“Düşündürebilmek, gelecek için üretilecek ürünün ana kapısıdır.” — Kazım İlhan
“İnsanın ilim ve edebi, en büyük varlığıdır. Eskimez, çürümez, kaybolmaz.” — Mevlana
“Toplumun ve ailenin en büyük ilacı, doğru iletişimdir.” — Kazım İlhan
Yarınlara tebessümle ve farkındalıkla başlayabilmek dileğiyle…
Sağlıklı, mutlu, neşeli günler dilerim.
Hoşça kalın.
Kazım İLHAN
Sosyolog ve Aile Danışmanı












