Merhaba kıymetli okuyucularım,
Bu başlığı atmamın nedeni, toplumun genelinde KORONA VİRÜSÜ ve yaşananlar hakkında yorum çok, uygulama ise hiç yok.
Devletimizin iki günlük sokağa çıkma yasağı için yapılan duyuru sonrası yaşanan manzara, her şeyiyle gerçekleri görmemize neden oldu ve olmaya da devam ediyor; buna dair sinyaller net bir şekilde ortada.
Toplum olarak dinleme lüksümüz olmadığından, sanki hiç sokağa çıkılamayacak gibi hareket etmemizin bize getirisi, alınan önlemlerden daha ağır olabilir.
Artık yolun sonundayız, başka çıkışımız yok; ya Sağlık Bakanlığımızca belirtilen 14 kuralı uygulayacağız, ya da birlikte peş peşe ölüme gideceğiz.
Sanki oynanan bir tiyatro veya sinema filmi izler gibiyiz. Artık bu rüyadan uyanalım, gerçeklerle yüz yüze olduğumuzu idrak edelim.
Kâbuslu günlerin biran önce bitmesi temennisinde bulunurken, gülelim mi, ağlayalım mı, yoksa kızalım mı bilemiyorum; inanın böyle fıkra gibi yaşadığımız insanlar varken ne diyelim. Allah sonumuzu hayır eylesin.
Maskeli bir bayanla yaşadığım bir anımı, ders niteliğinde olduğu için sizlerle paylaşmak istedim.
Buyurun birlikte okuyalım: Bir gün banka önünde kuyruktayım. Tam önümde bir hanımefendi hapşırdı, şöyle bir yana döndü ve maskesinin bir kulağına takılı olan kısmını çıkarıp hapşırdı; ardından maskesini tekrar kulağına takıp ağzını kapattı.
Bu yaptığınız sizce doğru bir davranış mı? dediğimde, “Ne yapayım, maskem mi kirlensin?” dedi. Allah’tan ağzımda maske vardı. O an şaşkınlıktan ne yapacağımı bilemedim.
Sonuç olarak; “Ne kadar bilirsen bil, söylediklerin karşındakinin anladığı kadardır.” (Mevlana)
“Düşündürebilmek, gelecek için üretilecek ürünün ana kapısıdır.” (Kazım İLHAN)
“Toplumun ve ailenin en büyük ilacı, doğru iletişimdir.” (Kazım İLHAN)
Sizlerin düşünce ve duygularınız benim için önemli; paylaşmak ve paylaşılmasını istediğiniz konularınızı bekliyorum. Saygılarımla.
Birlikte “siz, biz” demeden, sıcak, sevecen ve mutlu birlikteliklerin bir arada olduğu sağlıklı, neşeli yarınlar dilerim.
Hoşça kalın.











